Günümüz şartlarında insan olmak, yalnızca nefes alıp vermek değildir; gürültünün içinde anlamı, hızın ortasında vicdanı koruma çabasıdır. Zaman akıyor, ekranlar parlıyor, algoritmalar kararlarımıza fısıldıyor. Bu çağda insan olmak, kolay olanı seçmek değil; doğru olanı savunmak cesaretidir.
İnsan olmak, bilgi bolluğunda bilgelik aramak demektir. Her şeyin ölçüldüğü bir dünyada ölçüsüz merhameti, çıkarın kutsandığı bir düzende ilkeyi ayakta tutmaktır. Kalabalıklar konuşurken susmayı; herkes susarken hakikati söylemeyi bilmektir. İlerleme adına hızlanırken, geride kalanları unutmamaktır.
Bugün insan olmak, teknolojinin sunduğu imkânları reddetmeden ona teslim olmamaktır. Makinenin verimliliğini almak, fakat insanın kırılganlığını korumaktır. Veriye saygı duyarken, duaya; hesap yaparken, umuda yer açmaktır. Gücü yüceltmek yerine adaleti merkeze almaktır.
Ve belki de en önemlisi: İnsan olmak, umudu disipline etmektir. Umut, kör bir iyimserlik değil; karanlığa rağmen ışığı inşa etme sorumluluğudur. Günümüz şartlarında insan olmak, geleceği beklemek değil, onu ahlakla kurmaktır.
İnsan olmak, bugün, yarın adına hesap vermeyi peşinen kabul etmektir. Seçimlerimizin yalnızca bize değil; görünmeyen, sesi çıkmayan, henüz doğmamış olanlara da değdiğini bilmektir. Bu yüzden insan olmak, konforun değil sorumluluğun tarafını tutmaktır.
Bu çağda insan, sürekli karşılaştırılmaya zorlanır; daha çok, daha hızlı, daha parlak… Oysa insan olmak, eksik kalabilmeyi kabullenmektir. Kırılganlığını saklamadan taşımak; yenilmeyi bir utanç değil, öğrenmenin bedeli saymaktır. Güçlü görünme zorunluluğuna karşı, sahici kalabilmektir.
İnsan olmak, adalet duygusunu yalnızca kendine benzeyenler için değil, kendinden olmayanlar için de diri tutmaktır. Acıyı seçici yaşamamak; haksızlığı kimin yaptığına bakmadan reddetmektir. Sessiz kalmanın suç ortaklığına dönüştüğü anlarda, bedeli olsa da söz almaktır.
Ve insan olmak, tüm bu yükün altında sertleşmemektir. Öfkeye teslim olmadan öfkelenebilmek; umutsuzluğa kapılmadan yas tutabilmektir. Kalbin katılaşmasına izin vermeden aklı keskinleştirmektir. Günümüz şartlarında insan olmak, çağın sertliğine karşı insanlığın inceliğini savunmaktır.
Bu yüzden insan olmak bir hâl değil, bir çabadır. Her gün yeniden verilen bir karar. Her sabah, dünyaya şu cümleyle uyanmaktır: “Daha kolay olanı değil, daha doğru olanı seçeceğim.”
