Bazı insanlar vardır; sesi yüksek çıkmaz, iddialı cümleler kurmaz, kalabalıkların ortasında kendini anlatmaya çalışmaz. Ama içten içe, sessiz bir çırpınışla sizin için var olmaya devam eder. İşte o çırpınış, çoğu zaman fark edilmez. Ve ne yazık ki, en çok da o görünmeyen emek incinir.
“Sizin için çırpınan birinin kanatlarını kırmayın” sözü, sadece bir uyarı değil; insan ilişkilerinin en kırılgan gerçeğine tutulmuş bir aynadır. Çünkü bir insanın sizin için çabalaması, bu çağda nadir bulunan bir sadakattir. Ve nadir olan şeyler, hoyratlığa değil, özenle korunmaya layıktır.
Modern hayat, insanları hızlı tüketmeye alıştırdı. Duygular hızlandı, bağlar yüzeyselleşti, ilişkiler kolay kurulur ama daha da kolay terk edilir hale geldi. Böyle bir dünyada birinin sizin için mücadele etmesi, zaman ayırması, sizi anlamaya çalışması… bunlar sıradan değil, aksine kıymetli ayrıcalıklardır.
Fakat çoğu zaman insan, sahip olduğu değeri onu kaybetmeye yaklaştığında fark eder. Çünkü alışkanlık, en derin duyguları bile görünmez kılar. Birinin sürekli yanınızda olması, onun hep orada olacağı yanılgısını doğurur. Oysa hiçbir emek sonsuz değildir. Her çırpınış, bir noktadan sonra yorulur. Her kanat, sürekli darbeye maruz kalırsa kırılır.
İnsan ilişkilerinde en büyük yanılgılardan biri de şudur: Güçlü görünenlerin incinmeyeceğini sanmak. Oysa en çok çırpınanlar, en çok susanlardır. Ve en çok susanlar, en derin kırılanlardır. Çünkü onlar sevgiyi gösterişle değil, sabırla yaşar.
Birini kırmak her zaman sert sözlerle olmaz. Bazen bir ilgisizlik, bazen bir gecikmiş cevap, bazen de küçücük bir umursamazlık… işte bunlar, o kanatları yavaş yavaş zedeleyen görünmez darbeler olur. İnsan, en çok da değer görmediği yerde yorulur.
Burada asıl mesele şudur:
Size değer veren birini fark edebiliyor musunuz?
Onun çabasını gerçekten görebiliyor musunuz?
Çünkü görmek, sadece bakmak değildir. Görmek; anlamaktır, hissetmektir, karşılık vermektir.
Bir insan sizin için çırpınıyorsa, aslında size bir dünya sunuyordur. Kendi zamanını, enerjisini, kalbini… Ve bunların hiçbiri geri gelmez. Bu yüzden birini kaybetmek, sadece bir insanı değil; size adanmış bir emeği de kaybetmektir.
Hayatın en acı gerçeklerinden biri şudur:
Bazı insanlar gittikten sonra değil, siz onları anlamadığınız için gider.
Ve gittiklerinde geriye sadece bir cümle kalır:
“Keşke daha erken fark etseydim…”
İşte bu yüzden, sizin için çırpınan birinin kanatlarını kırmayın.
Onu susturmayın, yormayın, değersiz hissettirmeyin.
Çünkü bir gün o çırpınış durursa, sessizlik sandığınızdan çok daha ağır olur.
