Bu eser; sevginin sahip olmak değil, yaşatmak olduğunu anlatan duygu yüklü bir arabesk rap çalışmasıdır. Güçlü bağlama ezgileri, etkileyici rap sözleri ve yürekten gelen vokaliyle; merhameti, vicdanı, pişmanlığı ve insan olmanın gerçek anlamını anlatıyor.
İnsan Sevdiğine Kıyar mı Hiç?
Bazen hayatın en büyük dersleri, en küçük anların içinde saklıdır. Bir çiçeğe uzanan el, bir ağacın gölgesinde geçirilen birkaç dakika ya da gökyüzünde süzülen bir kuş... Bunların her biri, insana kendisini anlatan sessiz öğretmenlerdir. Fakat modern hayatın telaşı içinde bu sessiz sesleri duymayı çoğu zaman unuturuz.
Bir gülü dalından koparmak, ilk bakışta sıradan bir davranış gibi görünebilir. Oysa o gül, toprağın, güneşin, yağmurun ve zamanın ortak emeğidir. Dalında açarken sadece güzelliğini değil, yaşamın devam ettiğini de anlatır. Onu kopardığımız anda ise belki de en çok kendi vicdanımızı sınamış oluruz.
Gerçek sevgi, sahip olmak değildir. Gerçek sevgi; korumaktır, yaşatmaktır ve özgür bırakmaktır. İnsan sevdiği bir kuşun kanadını kırmaz, sevdiği bir ağacın dallarını sebepsiz yere kesmez, sevdiği bir insanın kalbini incitmek istemez. Çünkü sevgi, merhametle tamamlanır. Merhametin olmadığı yerde sevgi yalnızca bir söz olarak kalır.
Bugün dünya, teknolojiyle büyürken merhametle küçülüyor. Betonlar yükselirken ağaçlar azalıyor. Kalabalıklar artarken yalnızlık derinleşiyor. İnsanlar birbirine daha kolay ulaşıyor ama birbirini anlamakta zorlanıyor. Belki de bunun nedeni, doğayla birlikte vicdanımızdan da uzaklaşmamızdır.
Bir çiçeği yaşatmak küçük bir iyilik gibi görünebilir. Oysa iyiliklerin büyüklüğü değil, sürekliliği dünyayı değiştirir. Bir fidan dikmek, susayan bir hayvana su vermek, yaşlı bir insanın yükünü taşımak, kırılan bir kalbi onarmaya çalışmak... Bunların hiçbiri manşet olmayabilir; ama insanlığın temelini oluşturan değerler tam da bunlardır.
Hayat, bize emanet edilmiş bir yolculuktur. Bu yolculukta sadece insanlar değil; kuşlar, ağaçlar, çiçekler, nehirler ve tüm canlılar da bizimle birlikte yaşar. Onlara gösterdiğimiz özen, aslında kendi karakterimizin aynasıdır. Çünkü güçlü olmak, kırabilmek değil; koruyabilmektir.
Bir gün hepimiz geriye dönüp yaşamımıza bakacağız. O gün hatırlayacağımız şeyler satın aldıklarımız değil, yaşattıklarımız olacaktır. Kırdığımız kalpler değil, onardığımız gönüller bize eşlik edecektir. Ardımızda bırakacağımız en değerli miras; güzel ahlak, merhamet ve sevgidir.
Belki de bu yüzden kendimize sık sık şu soruyu sormalıyız:
"İnsan sevdiğine kıyar mı hiç?"
Eğer cevabımız "Hayır." ise, bunu yalnızca sözlerimizle değil; davranışlarımızla da göstermeliyiz. Bir gülü dalında bırakmak, bir ağacı korumak, bir hayvanı incitmemek, bir insanın onuruna saygı göstermek... İşte gerçek sevgi, tam da bu küçük ama anlamı büyük davranışlarda hayat bulur.
Çünkü dünya, daha fazla güçlü insana değil; daha fazla vicdanlı insana ihtiyaç duyuyor.
Ve unutmayalım...
Sevgi almak değil, yaşatmaktır.
Merhamet acımak değil, anlamaktır.
İnsan olmak ise, her canın yaşama hakkına saygı duymaktır.

0 Yorumlar