Selahattin Eyyubi’nin Mirası: Kudüs’ün Muhafızları Siyonizme Set Çeker

Selahattin Eyyubi’nin Mirası: Kudüs’ün Muhafızları Siyonizme Set Çeker



 Selahattin Eyyubi’nin Mirası: Kudüs’ün Muhafızları Siyonizme Set Çeker

Tarihin tozlu sayfalarını aralayıp bugünün aynasına baktığımızda, değişmeyen tek bir hakikatle karşılaşırız: Şeref, genetik bir kod değil, bir duruş meselesidir. Ancak bazı isimler vardır ki, bıraktıkları miras bir halkın karakterini şekillendiren sarsılmaz bir pusulaya dönüşür. Tıpkı Şark’ın en sevgili sultanı Selahattin Eyyubi gibi.
Bugünlerde kirli siyasetin dehlizlerinde, "Kürt kartını" Siyonizmin emellerine meze etmeye çalışan bölge dışı aktörlerin sinsi planlarına şahit oluyoruz. Oysa unuttukları büyük bir engel var: Selahattin Eyyubi’nin kanını ve ruhunu taşıyan bir halkın, Kudüs’ü işgal eden, Mescid-i Aksa’nın mahremiyetini çiğneyen bir zihniyetle asla yolu kesişmez.
Selahattin, sadece bir komutan değil; adaletin, İslam kardeşliğinin ve Haçlı zihniyetine karşı dik duruşun adıdır. Onun torunları, dedelerinin 1187’de özgürleştirdiği topraklarda bugün yeni işgal planlarına figüran olmayı reddedecek ferasete sahiptir. Siyonizm, kendi yayılmacı emelleri için coğrafyamızın kadim halkları arasına nifak tohumları ekmeye çalışırken, Kürtlerin bin yıllık İslam harcıyla yoğrulmuş kimliğini hesap edemiyor.
Bir yanda "Arz-ı Mev'ud" düşüyle bölgeyi kan gölüne çevirenler, diğer yanda ise o topraklara barışı ve adaleti getiren Selahattin’in varisleri... Gerçek şu ki; gönlünde Eyyubi’nin Kudüs sevdasını taşıyan hiçbir Kürt, Siyonizmin bölgedeki ileri karakolu olmayı onuruna yedirmez.
Kürt halkı, bu coğrafyanın yetim bırakılmak istenen ama asaletinden ödün vermeyen evladıdır. Emperyalizmin "parçala ve yönet" taktikleri, Selahattin’in "birleştir ve özgürleştir" vizyonu karşısında erimeye mahkumdur. Dün Haçlı ordularına karşı bölgenin sarsılmaz kalesi olan bu irade, bugün de Siyonist yayılmacılığa karşı en güçlü manevi barikattır.
Sonuç olarak; Selahattin Eyyubi’nin mirası ne bir aşirete ne de bir siyasi sınıra sığar. O miras, adaletin ve onurun olduğu her yerdedir. Ve bu asil kan, hiçbir zaman Siyonizmin kirli kadehine şarap olmayacaktır.
Selahattin’in çocukları, Kudüs’ün bekçiliğinden asla vazgeçmeyecektir.
Sırtındaki Hançeri Reddetmek: Eyyubi Ruhuyla Uyanmak
Selahattin’in mirasını sadece bir tarih anlatısı sananlar, coğrafyanın sosyolojik kodlarını okuyamayanlardır. Siyonizm, bugün bölgede kendine "stratejik ortaklar" ararken en çok Kürt kimliğini istismar etmeye yelteniyor. Ancak gözden kaçırdıkları devasa bir hakikat var: Bir halkın hafızası, geçici siyasi menfaatlerden çok daha derindir.
Kudüs’ü fetheden o muzaffer ordunun içinde Türkmen, Arap ve Kürt neferler omuz omuzaydı. Selahattin’in kurduğu o büyük kardeşlik çatısı, bugün Siyonist aparatların parçalamaya çalıştığı o kadim birliğin ta kendisidir. Dolayısıyla, bugün herhangi bir yapının veya odağın "Kürtlerin çıkarı" bahanesiyle İsrail’in bölgedeki ajandasına hizmet etmesi, her şeyden önce Selahattin Eyyubi’nin aziz hatırasına ve kemiklerine sızlatacak bir ihanettir.
Siyonizm, doğası gereği bölücüdür; Selahattin ise birleştiriciydi. Siyonizm vadedilmiş topraklar peşinde kan döker; Selahattin ise fethettiği şehirde düşmanının bile canını ve onurunu korurdu. Bu iki zıt kutbun bir araya gelmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Kürt halkının dindar ve mazlumdan yana olan karakteri, Siyonizm gibi ırkçı ve yayılmacı bir ideolojiyle asla uyuşmaz.
Bugün "Kürtlere özgürlük" vaadiyle gelen Batılı güçlerin ve onların bölgedeki Siyonist müttefiklerinin asıl derdi, İslam dünyasının bağrına saplanmış yeni hançerler üretmektir. Fakat Selahattin’in torunları, dedelerinin Kudüs kapılarına kazıdığı o izzeti unutmamıştır. Mescid-i Aksa’nın her bir taşı, Kürtlerin bu coğrafyadaki sadakatinin şahididir.
Gerçek özgürlük, emperyalizmin kanatları altına girmek değil, Selahattin gibi dik durup coğrafyanın kaderini bizzat tayin etmektir. Kürtler, bu coğrafyanın figüranı değil, asıl kurucu iradesidir. Ve o irade, dün olduğu gibi bugün de Kudüs’ün işgaline alkış tutanlarla değil, "Kudüs özgürleşmeden ben nasıl gülebilirim?" diyen Selahattin’in izinden gidenlerle yol yürüyecektir.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski