2035'te İnternet Trafiğinin %44'ü Yapay Zekâ Olabilir

 

5 Kasım 2026 | Yapay Zekâ • Telekomünikasyon • Fiziksel AI

2035'te İnternet Trafiğinin Yüzde 44'ü Yapay Zekâdan Gelebilir: Robotlar Ağların Kurallarını Değiştiriyor

Yapay zekâ, robotlar ve bağlantılı makinelerin gelecekteki ağ altyapısına etkisini gösteren Tiwiti10 konsept görseli.

Yapay zekâ bugüne kadar çoğunlukla bilgisayarlarımızda çalışan, sorularımıza cevap veren veya görseller oluşturan bir teknoloji olarak gündeme geldi. Ancak yeni nesil yapay zekâ sistemleri artık yalnızca konuşmayacak: Robotlar hareket edecek, otonom araçlar çevrelerini sürekli izleyecek, fabrikalardaki makineler birbirleriyle haberleşecek.

Bu değişim internetin taşıdığı verinin miktarını artırmakla kalmayabilir; verinin hangi yönde hareket ettiğini de değiştirebilir.

Nokia'nın 4 Kasım 2026'da yayımladığı Global Network Traffic Report 2026–2035 raporu, 2035 yılına kadar küresel ağ trafiğinin aylık yaklaşık 3.789 eksabayta ulaşabileceğini ve bunun yüzde 44'ünün yapay zekâ kaynaklı olabileceğini öngörüyor.

Şirket ayrıca fiziksel yapay zekâ uygulamalarının oluşturduğu trafiğin yüzde 90'dan fazlasının ağlara yükleme yönünde ilerleyebileceğini tahmin ediyor. Bu tahmin, geleceğin internetinde yalnızca indirme hızının değil, yükleme kapasitesinin ve gecikme süresinin de belirleyici olabileceğini gösteriyor.

2035 interneti bugünkünden neden farklı olacak?

Geleneksel internet kullanımında veri trafiğinin önemli bölümü indirme yönünde gerçekleşiyor. Bir video izlediğimizde, internet sitesini açtığımızda veya dosya indirdiğimizde ağ üzerinden cihazımıza veri geliyor.

Fakat yapay zekâ destekli makinelerin yaygınlaşmasıyla bu denge değişebilir.

Bir robotun çevresini algılaması, bir aracın yol üzerindeki nesneleri değerlendirmesi veya fabrikadaki bir kameranın üretim hattını sürekli izlemesi için cihazların ağlara büyük miktarda veri göndermesi gerekebilir.

Bu kez internet yalnızca bize bilgi getiren bir sistem olmayacak. Çevremizdeki makinelerden gelen görüntüleri, ölçümleri, konum verilerini ve sensör bilgilerini de taşıyacak.

Temel değişim: İnternetin geleceğinde insanlar kadar makineler de yoğun veri üretecek. Özellikle robotlar ve otonom sistemler, sürekli algılama ve karar verme süreçleri nedeniyle yükleme kapasitesine daha fazla ihtiyaç duyabilir.

Nokia raporundaki dört önemli tahmin

3.789 EB 2035'te aylık küresel trafik tahmini
%44 Yapay zekâ kaynaklı olabileceği tahmin edilen trafik payı
160 kat Ajan tabanlı AI trafiğinin 2026'ya göre büyüme tahmini
105 kat Fiziksel AI trafiğinin 2026'ya göre büyüme tahmini

Bu rakamlar, Nokia'nın 2026–2035 dönemi için hazırladığı modelin sonuçlarıdır. Kesinleşmiş gelecek verileri olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle yapay zekâ uygulamalarının ne kadar hızlı yaygınlaşacağı, cihazların ne ölçüde otonomlaşacağı ve ağ altyapısına yapılacak yatırımlar tahminleri değiştirebilir.

Fiziksel yapay zekâ interneti nasıl değiştirecek?

Fiziksel AI, yapay zekânın yalnızca metin, resim veya ses üzerinde çalışmasının ötesine geçerek fiziksel dünyayı algılayan ve onunla etkileşime giren sistemlere uygulanmasıdır.

Bu alana insansı robotlar, endüstriyel robotlar, otonom araçlar, akıllı makineler ve çevresini algılayan bağlantılı cihazlar girer.

Robotlar

Bir depo robotunu düşünelim. Robot, rafların konumunu, önündeki insanları, taşınacak ürünleri ve diğer makinelerin hareketlerini algılamak zorundadır.

Bazı kararları kendi üzerindeki işlemcide verebilir. Daha karmaşık analizler içinse bir sunucuya veya yakındaki bir uç bilişim merkezine bağlanabilir.

Robotun kamerası ve sensörleri sürekli veri ürettiği için ağın yükleme yönü önem kazanır. Özellikle çok sayıda robotun aynı tesiste çalıştığı ortamlarda bu veri akışı daha belirgin hâle gelebilir.

Otonom araçlar

Otonom araçlar çevrelerindeki yolu, yayaları, trafik işaretlerini ve diğer araçları algılamak için kamera, radar ve farklı sensörlerden yararlanır.

Güvenli sürüş için kritik kararların araç üzerinde ve çok düşük gecikmeyle alınması gerekir. Her kararın uzak bir bulut sunucusundan gelmesini beklemek güvenli bir tasarım olmaz.

Bununla birlikte trafik bilgileri, harita güncellemeleri, filo koordinasyonu ve bazı gelişmiş analizler ağ bağlantısından yararlanabilir.

Akıllı fabrikalar

Fabrikalarda makineler üretim verilerini, kalite kontrol görüntülerini ve arıza belirtilerini birbirleriyle paylaşabilir.

Böyle bir ortamda bağlantı kesintileri üretimi etkileyebilir. Bu nedenle güvenilir, düşük gecikmeli ve gerektiğinde yedekli iletişim sistemleri önem kazanır.

Uplink neden bu kadar önemli hâle geliyor?

İnternet bağlantısında iki temel yön bulunur:

  • Download: Ağdan cihazımıza veri indirilmesi.
  • Upload: Cihazımızdan ağa veri gönderilmesi.

Bugün video izlemek, web sayfalarını açmak ve çevrim içi içerik tüketmek çoğunlukla indirme kapasitesini öne çıkarıyor.

Ancak bir robotun yüksek çözünürlüklü görüntüleri analiz için göndermesi, bir otonom sistemin sensör ölçümlerini paylaşması veya bir akıllı fabrikanın kameralarından sürekli veri aktarılması yükleme kapasitesine daha fazla ihtiyaç doğurabilir.

Nokia, 2035 yılında fiziksel AI uygulamalarının ürettiği ağ trafiğinin yüzde 90'dan fazlasının uplink yönünde olabileceğini tahmin ediyor.

Bu nedenle geleceğin bağlantı teknolojilerinde yalnızca yüksek indirme hızı değil, kararlı yükleme kapasitesi, düşük gecikme, kapsama alanı ve bağlantı güvenilirliği de önem kazanacak.

Uç bilişim: Yapay zekâ her zaman buluta gitmek zorunda değil

Yapay zekâ sistemlerinin tamamını uzak veri merkezlerinde çalıştırmak her durumda verimli değildir.

Özellikle gerçek zamanlı karar vermesi gereken bir robot için verinin uzak bir merkeze gönderilmesi, işlenmesi ve geri dönmesi gecikme oluşturabilir.

Uç bilişim (edge computing), hesaplamanın kullanıcıya veya veriyi üreten cihaza daha yakın bir noktada yapılmasını sağlar.

Örneğin bir fabrikanın içindeki yerel sunucu, robotlardan gelen verileri yakındaki bir ağ merkezinde işleyebilir. Böylece her görüntünün uzak bir buluta gönderilmesi gerekmeyebilir.

Nokia'nın tahminine göre 2035'te uç ve metro çekirdek altyapısı, yapay zekâya özgü trafiğin yüzde 36'sına hizmet verebilir. Bu, merkezi bulutun ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Raporda trafiğin büyük bölümünün yine merkezi bulutta kalmasının beklendiği de belirtiliyor.

AI Grid nedir? AI Grid, yapay zekâ hesaplamasının merkezi bulut, bölgesel veri merkezleri ve uç cihazlar arasında dağıtıldığı bir altyapı yaklaşımını ifade eder. Amaç, doğru veriyi doğru yerde ve ihtiyaç duyulan hızda işlemektir.

Bu değişim günlük hayatımıza neler getirebilir?

Daha akıllı şehirler

Trafik ışıkları, toplu taşıma sistemleri, çevre sensörleri ve akıllı güvenlik altyapıları daha fazla veri paylaşabilir. Trafik yoğunluğu veya enerji kullanımı gibi durumlar daha hızlı analiz edilebilir.

Uzaktan sağlık ve bağlantılı cihazlar

Sağlık cihazları, görüntüleme sistemleri ve uzaktan takip çözümleri daha yoğun veri aktarabilir. Ancak sağlık verilerinin korunması, bu sistemlerin yaygınlaşmasında temel şartlardan biri olacaktır.

Evlerde ve iş yerlerinde akıllı yardımcılar

Ev robotları, güvenlik kameraları ve akıllı cihazlar birbirleriyle daha fazla iletişim kurabilir. Bazı işlemler yerel ağda yapılırken bazıları bulut hizmetlerinden yararlanabilir.

Yeni iş alanları

Ağ mühendisliği, veri merkezi işletmeciliği, siber güvenlik, robot bakımı, uç bilişim ve yapay zekâ altyapısı gibi alanlarda yeni uzmanlık ihtiyaçları doğabilir.

5G, 6G ve fiber altyapı neden önemli?

Gelecekteki ağ trafiğini taşımak için tek bir teknoloji yeterli olmayacak. Mobil şebekeler, fiber bağlantılar, veri merkezleri, kablosuz erişim sistemleri ve özel endüstriyel ağlar birlikte çalışacak.

5G, yüksek kapasite ve düşük gecikme gerektiren uygulamalar için önemli bir temel sunuyor. Gelecekte 6G araştırmaları da daha gelişmiş bağlantı, algılama ve ağ yönetimi yetenekleri üzerinde yoğunlaşabilir.

Ancak 2035 tahminlerini doğrudan 6G'nin kesin başarısına bağlamak doğru değildir. Mevcut fiber altyapısının genişletilmesi, baz istasyonlarının kapasitesi, veri merkezi bağlantıları ve yerel ağların güçlendirilmesi de belirleyici olacaktır.

Nokia raporunda ayrıca sabit kablosuz erişimin (FWA) 2035'te tüketici hücresel trafiğinin üçte birinden fazlasını oluşturabileceği tahmin ediliyor. Bu teknoloji, mobil şebekeleri ev interneti için de daha önemli hâle getirebilir.

Gizlilik: Robotların gördüğü her şey internete mi gidecek?

Yapay zekâ destekli makinelerin çevrelerini daha ayrıntılı algılaması önemli bir gizlilik sorusunu beraberinde getiriyor.

Bir ev robotu veya bağlantılı kamera; evin içini, kişilerin hareketlerini, konuşmaları veya günlük alışkanlıkları hakkında bilgi üretebilir. Bir otonom araç ise konum, yolculuk ve çevre görüntülerini işleyebilir.

Bu verilerin tamamının sürekli olarak uzak sunuculara gönderilmesi zorunlu değildir. Yerel işlem ve uç bilişim, bazı verilerin cihazda veya yakın ağ merkezinde kalmasına yardımcı olabilir.

Ancak yerel işleme kullanılması tek başına gizliliği garanti etmez. Cihaz üreticisinin veri politikası, saklama süresi, erişim yetkileri ve yazılım güvenliği de önemlidir.

Geleceğin bağlantılı sistemlerinde şu ilkeler kritik olacaktır:

  • Yalnızca gerekli verilerin toplanması.
  • Görüntü, ses ve konum verilerinin uygun güvenlik önlemleriyle korunması.
  • Kullanıcıların hangi verilerin işlendiğini anlayabilmesi.
  • Gereksiz verilerin uzun süre saklanmaması.
  • Cihazların ve ağların düzenli güvenlik güncellemeleri alması.
  • Önemli sistemlerde kesintilere ve siber saldırılara karşı yedekli çalışma tasarlanması.

Bu tahminlerin sınırları neler?

Nokia'nın raporu önemli bir gelecek projeksiyonu sunuyor. Ancak raporun bir teknoloji ve ağ ekipmanı şirketi tarafından hazırlandığını da unutmamak gerekiyor.

Şirketin daha fazla ağ kapasitesi, fiber bağlantı, veri merkezi bağlantısı ve uç bilişim altyapısı ihtiyacına dikkat çekmesi, kendi faaliyet gösterdiği sektörle doğrudan ilişkili.

Bu durum raporun geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak yüzde 44 gibi bir tahmin, bağımsız olarak gerçekleşmiş bir ölçüm değil; belirli varsayımlara dayanan bir senaryodur.

Yapay zekâ modellerinin daha verimli hâle gelmesi, cihazların daha fazla işlemi yerel olarak yapması, yeni veri sıkıştırma yöntemleri veya kullanım alışkanlıklarındaki değişimler toplam trafiği farklılaştırabilir.

Ayrıca daha fazla ağ trafiği daha fazla enerji ihtiyacı, daha fazla altyapı yatırımı ve daha karmaşık siber güvenlik sorunları anlamına gelebilir. Bu nedenle geleceğin interneti yalnızca hızlı değil, aynı zamanda verimli, güvenli ve sürdürülebilir olmak zorunda.

Geleceğe bakış: İnternet makinelerin de ana dili olabilir

Önümüzdeki on yıl, internetin yalnızca insanların bilgiye eriştiği bir ortam olmaktan çıkıp fiziksel dünyanın makinelerle birlikte çalıştığı bir altyapıya dönüşmesine sahne olabilir.

Bir robotun depoda hareket etmesi, bir aracın yol koşullarını değerlendirmesi veya bir fabrikanın üretim hattını kendi kendine düzenlemesi, ağların yalnızca veri taşımaktan çok daha fazlasını yapmasını gerektirecek.

Bu gelecekte işlem gücü kadar bağlantı kalitesi de önemli olacak. Bazen en gelişmiş yapay zekâ bile doğru zamanda doğru veriye ulaşamadığında beklenen sonucu veremeyecek.

Bu yüzden geleceğin teknoloji yarışında yalnızca en güçlü işlemciyi veya en büyük yapay zekâ modelini geliştirmek yeterli olmayabilir. Bu sistemleri güvenilir biçimde birbirine bağlayan ağ altyapısı da rekabetin merkezine yerleşecek.

💡 Bugün Ne Öğrendik?

  • Nokia, 4 Kasım 2026'da 2026–2035 küresel ağ trafiği raporunu yayımladı.
  • Şirket, 2035'te aylık küresel trafiğin 3.789 eksabayta ulaşabileceğini öngörüyor.
  • Yapay zekâ kaynaklı trafik payının yüzde 44'e çıkabileceği tahmin ediliyor.
  • Ajan tabanlı AI trafiği için 160 kat, fiziksel AI trafiği için 105 kat büyüme öngörülüyor.
  • Fiziksel AI uygulamalarının trafiğinin yüzde 90'dan fazlası yükleme yönünde olabilir.
  • Uç ve metro çekirdek altyapısının 2035'te AI-native trafiğin yüzde 36'sına hizmet vermesi bekleniyor.
  • Bu rakamlar kesin sonuç değil, Nokia'nın modeline dayanan tahminlerdir.

Sonuç: Geleceğin internetinde yalnızca insanlar konuşmayacak

Bugün telefonlarımızdan internete bağlanıyor, videolar izliyor ve yapay zekâ sistemleriyle konuşuyoruz. Yarın ise çevremizdeki robotlar, araçlar, makineler ve akıllı cihazlar da sürekli veri alışverişinde bulunabilir.

Bu dönüşüm internetin hızından çok daha büyük bir değişime işaret ediyor: İnsanların kullandığı dijital ağlar, fiziksel dünyanın işleyişine doğrudan katılan bir sinir sistemi gibi çalışmaya başlayabilir.

Ancak bu geleceğin başarılı olması yalnızca daha fazla veri taşımaya bağlı değil. Güvenlik, mahremiyet, enerji verimliliği ve herkes için erişilebilir bağlantı da aynı derecede önemli.

Tiwiti10 olarak bu raporu, yapay zekâ çağında internet altyapısının nasıl değişebileceğine dair önemli bir işaret olarak değerlendiriyoruz. Geleceğin dijital dünyasında makinelerin ne kadar akıllı olduğu kadar, birbirleriyle ne kadar güvenilir iletişim kurabildiği de belirleyici olacak.

Kaynaklar ve doğrulama

Duyuru tarihi: 4 Kasım 2026. Bu makaledeki 2035 rakamları Nokia'nın tahminleridir; gerçekleşmiş trafik verileri değildir.