Tarih bazen taşlara yazılır; bazen de o taşlar sessizce yerinden sökülür. Bugün Batı Şeria’da yaşananlar, yalnızca bir coğrafyanın değil, hafızanın da hedef alındığını düşündürüyor. Yeni ilhak adımlarıyla birlikte, binlerce yıllık izleri taşıyan yaklaşık 2.000 arkeolojik alanın kaderi, artık siyasi kararların gölgesinde şekilleniyor.
Bu alanların arasında, El Halil Eski Şehri gibi kadim yerleşimler ve İbrahim Camii gibi UNESCO tarafından koruma altına alınmış kutsal mekânlar bulunuyor. Bu noktalar yalnızca taş ve yapıdan ibaret değil; inançların, kültürlerin ve nesiller boyu aktarılan kimliklerin taşıyıcısı. Her bir sütun, her bir kemer, geçmişin bugüne bıraktığı sessiz bir tanıklık.
İsrail’in attığı yeni adımlar, bu tarihsel mirasın kontrolünü değiştirme potansiyeli taşıyor. Resmî söylemde güvenlik ve egemenlik vurgusu öne çıkarken, sahadaki gerçeklik daha karmaşık bir tablo sunuyor. Çünkü arkeoloji burada sadece bilimsel bir alan değil; aynı zamanda siyasi bir araç, bir anlatı kurma biçimi.
Filistinliler için mesele yalnızca toprak değil; hatırlama hakkı. Bir halkın geçmişiyle kurduğu bağ koparıldığında, geleceğe dair iddiası da zayıflar. Bu nedenle, Batı Şeria’da yükselen endişe, fiziksel bir kaybın ötesinde, kültürel bir silinme korkusuna dayanıyor. Bir mezar taşı yerinden oynatıldığında, bir duvar restore adı altında yeniden yazıldığında, aslında tarih yeniden kurgulanıyor.
Bu süreç, uluslararası hukuk ve kültürel mirasın korunması açısından da ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. UNESCO gibi kurumların varlığı, teoride bu alanları koruma altına alsa da, pratikte sahadaki güç dengeleri çoğu zaman bu korumayı etkisiz kılabiliyor. Kültürel miras, bir kez zarar gördüğünde, onu eski hâline getirmek çoğu zaman imkânsızdır.
Bugün Batı Şeria’da yaşananlar, sadece bugünün politik gerilimleriyle açıklanamaz. Bu, aynı zamanda geçmişin kim tarafından anlatılacağına dair bir mücadele. Çünkü tarihi kontrol eden, çoğu zaman geleceğin yönünü de belirler.
Ve belki de en derin soru şudur: Bir halkın tarihi elinden alınırsa, geriye ne kalır?
Cevap, taşların arasında saklı olabilir. Ama o taşlar yerinden oynatıldığında, yalnızca bir yapı değil; bir halkın hafızası da sarsılır. Bu yüzden Batı Şeria’da yaşananlar, sessiz bir yıkımın en güçlü yankılarından biri olarak tarihe not düşüyor.
