Bayram Sabahına Düşen Savaş Gölgesi

 

Bayram Sabahına Düşen Savaş Gölgesi

Bir bayram sabahıydı…
Normalde çocuk sesleriyle uyanması gereken şehir,
o gün sirenlerle açtı gözlerini.
Gökyüzünde kuşlar değil,
ölüm taşıyan demir kanatlar dolaşıyordu.
Ve insanlar,
ellerinde şekerler değil,
korkular taşıyordu birbirine.

Oysa bayram;
anneden gelen sıcak bir ses demekti eskiden.
Yeni ütülenmiş kıyafetlerin kokusu,
mutfaktan yükselen tatlı telaşı,
kapı kapı dolaşan çocuk neşesi demekti.
Sabah ezanıyla birlikte
kalplere huzur inmesiydi.

Şimdi ise bazı coğrafyalarda
bayram sabahı demek;
enkaz altından çıkarılan oyuncaklar demek…
Bir çocuğun
babası dönmeyecek diye sessizce ağlaması demek…
Bir annenin,
bayramlık yerine kefen hazırlaması demek…

Savaş,
sadece şehirleri yıkmaz çünkü.
Bayramları da öldürür.

Bir sofranın etrafında eksilen sandalyeler bırakır.
Yarım kalan dualar…
Susturulmuş kahkahalar…
Kapısı bir daha çalınmayacak evler bırakır ardında.

Bir düşün…
Bir çocuk var şimdi uzak bir ülkede.
Belki Filistin’de,
belki Suriye’de,
belki başka bir savaşın unutturulduğu topraklarda…
Bayram sabahı uyanıyor ama
ne yeni ayakkabısı var,
ne harçlık beklediği bir büyüğü,
ne de güvenle sarılacağı bir evi…

Gökyüzüne bakıyor sadece.
Belki bombalar yağmaz bugün diye…

İnsanlığın en ağır utancı budur işte:
Bir çocuğun bayram sabahı
ölmekten korkması.

Camiler yükseliyor şehirlerin ortasında
ama minarelerden yükselen ezanlar
bazı yerlerde top seslerine karışıyor.
Secdeye kapanan alınların hemen yanında
kan lekeleri kuruyor kaldırımlarda.

Ve dünya…
Dünya çoğu zaman sadece izliyor.

Televizyon ekranlarında birkaç dakika süren haberler,
aslında bir ömrün parçalanışı oluyor.
Bir muhabir anlatıyor hızlıca:
“Çatışmalar devam ediyor…”
Ama hiçbir cümle anlatamıyor
bir babanın evladını toprağa verirken kırılan sesini.

Bayram…
Aslında barışın en güzel ismiydi.

Küslerin sarıldığı,
yoksulların hatırlandığı,
kalplerin birbirine yaklaştığı kutsal vakitlerdi.

Şimdi ise bazı sofralarda
ekmekten çok gözyaşı var.

Bir anne düşünüyorum…
Karanlık bir odada oturmuş.
Elektrik yok.
Sessizlik yok.
Huzur hiç yok.

Çocuklarının saçını okşuyor yavaşça.
Dışarıdan patlama sesleri geliyor.
Ve o anne,
kendi korkusunu içine gömüp
gülümsemeye çalışıyor evlatlarına.

Çünkü anneler,
savaş zamanlarında bile
çocuklarına umut gibi görünmek zorunda kalıyor.

Bir bayram şekeri kadar masum olması gereken çocukluk,
barut kokusuna bulanıyor sonra.

Oyuncak ayılar toz altında kalıyor.
Duvarlarda kurşun izleri büyüyor.
Bir zamanlar koşup oynanan sokaklarda
şimdi sessizlik dolaşıyor.

Ve insan soruyor kendi kendine:
Nasıl oldu da
aynı gökyüzünün altında yaşayan insanlar
birbirinin bayramını matem etti?

Hangi öfke,
bir çocuğun gözyaşından daha büyük olabilir?
Hangi savaş,
bir annenin duasından daha haklı olabilir?

Cevap yok.

Çünkü savaşın kazananı yoktur.
Savaşta sadece mezarlar büyür.

Bir asker de ağlar aslında geceleri.
Bir baba da korkar cephede.
Bir genç,
daha hayatı tanıyamadan toprağa düşer.

Ve geride kalan herkesin içinde
aynı cümle yankılanır:
“Keşke…”

Keşke insanlar
birbirinin acısını kendi acısı gibi hissedebilseydi.
Keşke sınırlar,
merhametten büyük olmasaydı.
Keşke bayram sabahları
yalnızca sevinçle anılsaydı.

Şimdi dünyanın birçok yerinde
çocuklar bayramı takvimden öğreniyor sadece.
Çünkü hissetmeye fırsat bırakmıyor savaş.

Bir yanları hep eksik büyüyor onların.
Bir oyuncak eksikliği değil bu…
Bir güven eksikliği.
Bir şefkat boşluğu.
Bir huzur yetimliği…

Oysa bayram,
en çok çocuklara yakışırdı.

Bir balonun peşinden koşmak,
şeker toplarken gülmek,
dedelerin ellerini öpmek…

Şimdi bazı çocuklar
bayram sabahı mezar taşı öpüyor.

İşte insanın içini en çok yakan da bu.

Ey dünya…
Bir gün bütün silahlar susacak belki.
Tanklar paslanacak.
Sınırlar değişecek.
Liderlerin isimleri unutulacak.

Ama savaş yüzünden ağlayan çocukların sesi
gökyüzünde kalacak.

Ve insanlık,
bayram sabahlarını bile koruyamadığı için
uzun yıllar vicdanında taşıyacak bu hüznü.

Belki bir gün
bir çocuk korkmadan uyandığında,
bir anne evladını kaybetme endişesi olmadan güldüğünde,
bir bayram sabahı gökyüzünde yalnız kuşlar uçtuğunda…

İşte o gün
dünya gerçekten bayram olacak.

Yorum Gönder

0 Yorumlar