Yarınlar İyi İnsanların Olsa

Bir sabah uyansak mesela…
Gökyüzü kin kokmasa artık.
Gazete manşetlerinde ölüm değil,
iyilik olsa ilk haber.
Bir çocuğun gülüşü yayılsa ekranlara,
bir annenin duası düşse şehirlerin üstüne.
Ve insan,
insandan korkmasa yeniden…

Bir sabah uyansak…
Kapılar korkuyla kilitlenmese geceleri.
Hiç kimse aç yatmasa.
Hiçbir çocuk
savaş sesleriyle büyümese.

Çünkü dünya yoruldu artık…
İnsanlığın omzunda ağır bir gece gibi duran
bunca zulümden,
bunca ihanetten,
bunca merhametsizlikten yoruldu.

Ve şimdi gökyüzü bile soruyor sanki:
“Ne zaman iyi insanlar kazanacak?”

Bakıyorum etrafa…
Kalabalıklar çoğalıyor ama
vicdan azalıyor.
İnsanlar konuşuyor ama
kalpler susuyor.
Bir tebessümün yerini çıkarlar almış,
bir selamın yerini hesaplar…

Oysa dünya,
iyi insanların omuzlarında dönüyordu bir zamanlar.

Bir yetimin başını okşayan eller vardı.
Kimse görmeden yardım eden insanlar…
Yağmur altında sokak hayvanını eve alan yürekler…
Bir yaşlıyı görünce yavaşlayan adımlar…
İşte onlar ayakta tutuyordu hayatı.

Ama şimdi…
İyilik sessiz kaldıkça
kötülük daha yüksek sesle konuşuyor.

Bir çocuk düşünüyorum…
Elinde kırık bir oyuncak.
Ama hâlâ umutla bakıyor gökyüzüne.
Çünkü çocuklar inanır.
Dünyanın bir gün güzelleşeceğine inanır.

Belki de
Allah bu umudu onların kalbine boşuna koymadı.

Ey insan…
Neden unuttun birbirini?
Aynı toprağın yolcusu değil miydik?
Aynı göğün altında ağlamadık mı?
Aynı ezanla huzur bulmadık mı gecelerde?

Nasıl oldu da
merhameti zayıflık sandık?
Nasıl oldu da
kalp kırmayı marifet bildik?

Oysa bir insanın gönlünü almak,
bin duvardan daha büyük bir inşaydı.

Şimdi sokaklarda yorgun yüzler görüyorum.
Herkes bir yerlere yetişiyor ama
kimse kimseye yetişemiyor.
Bir adam düşüyor kaldırımda,
yüzlerce kişi bakıp geçiyor.

Çünkü dünya hızlandı…
Ama vicdan geride kaldı.

Bir annenin sessiz duası kaldı sadece gecelerde.
“Allah’ım,” diyor,
“İyi insanların yolu açık olsun.
Kötülüğün gölgesi düşmesin çocukların üstüne…”

İşte bütün insanlığın duası aslında budur.

Yarınlar…
Paranın değil, vicdanın güçlü olduğu yarınlar olsa…
Makamların değil, ahlakın değer gördüğü…
İnsanın insana yük değil,
yurt olduğu günler olsa…

Bir öğretmen düşün…
Yorgun ama umutlu.
Bir doktor düşün…
Sabaha kadar bir can için savaşan.
Bir baba düşün…
Çocukları rahat uyusun diye kendi uykusunu feda eden.

Dünya hâlâ dönüyorsa,
iyi insanların hatırına dönüyor belki de.

Çünkü karanlık ne kadar büyürse büyüsün,
bir kandilin ışığını tamamen yenemiyor.

Ve biliyorum…
Bir gün gelecek.

Bir gün insanlar
birbirinin acısını uzaktan izlemeyecek artık.
Bir çocuğun gözyaşı
bütün şehirleri susturacak kadar kıymetli olacak.
Bir yaşlının duası
altından daha değerli sayılacak.

Ve o gün…
İyilik utanmayacak kendinden.
Merhamet saklanmayacak.
Dürüstlük kaybetmeyecek.

Bir gün…
Bir insan diğerine sadece insan olduğu için sarılacak.

Ne rengi sorulacak,
ne dili,
ne memleketi…

Çünkü kalbin milliyeti yoktur.

Ey Rabbim…
Bu yorgun çağın üstüne
iyi insanların gölgesini düşür.
Çocukların korkmadan güldüğü sabahlar ver bize.
Adaletin susmadığı şehirler…
Merhametin eksilmediği sofralar…
Vicdanın ölmediği yarınlar…

Ve eğer bir gün
dünya yeniden güzelleşecekse,
bırak bunu
iyi insanların sessiz duaları başarsın.

Çünkü kötülük gürültülüdür…
Ama iyilik,
Allah’a daha yakındır.

Ve inanıyorum…
Bir gün yarınlar gerçekten
iyi insanların olacak.

O gün geldiğinde
gökyüzü daha mavi doğacak.
Çocuklar daha çok gülecek.
Anneler daha huzurlu uyuyacak.

Ve insanlık,
yeniden insan olmayı hatırlayacak.