Malezyalı Öğrencilerin İkinci Vatanı Olarak Türkiye

Malezyalı Öğrencilerin İkinci Vatanı Olarak Türkiye

 

Türkiye’de Bir Hayat, Bir Gelecek

Malezyalı Öğrencilerin İkinci Vatanı Olarak Türkiye

Boğaz’ın sularında yankılanan ezan sesiyle laboratuvarların sessizliğini birleştiren bir hikâye bu. Malezyalı bir genç olan Ariff Imran, Türkiye’de yalnızca elektronik mühendisliği eğitimi almıyor; aynı zamanda iki kültür arasında kurulan görünmez bir köprünün de temsilcisi oluyor. İstanbul’da geçen yıllar, onun için bir üniversite macerasından çok daha fazlasına dönüşmüş durumda.

Ariff, Türkiye’de eğitim gören Malezyalı öğrencilerin çatı örgütü olan Malezya Öğrenciler Birliği’nin (Malaysian Students Association) liderliğini üstleniyor. Akademik sorumluluklarının yanı sıra, farklı şehirlerdeki Malezyalı öğrencileri bir araya getiren bu rol, ona küresel bir bakış açısı kazandırıyor. Üstelik bu topraklarda yalnızca bir lider değil; hayat arkadaşını da bulmuş biri. Türkiye, Ariff için artık bir eğitim ülkesi değil, bir hayat ülkesi.

Uluslararası Eğitimin Yeni Merkezi

Türkiye bugün, yaklaşık 350 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yaparak küresel yükseköğretim haritasında hızla yükseliyor. Özellikle Malezya’dan gelen öğrenciler, tam burs olanakları, kaliteli üniversiteler ve mühendislikten sosyal bilimlere uzanan geniş akademik yelpazeden önemli ölçüde faydalanıyor. Devlet destekli burs programları, Türkiye’yi yalnızca ekonomik açıdan değil, akademik güvenilirlik açısından da cazip bir merkez hâline getiriyor.

Ancak öğrencilerin vurguladığı asıl değer, diploma ile sınırlı değil.

Kültür, Dil ve Kimlik

Türkiye’de eğitim görmek, sınıf duvarlarını aşan bir öğrenme süreci sunuyor. Malezyalı öğrenciler, Türkçeyi yalnızca bir dil olarak değil, gündelik hayatın içinde yaşayan bir kültür olarak öğreniyor. Ramazan sofralarından üniversite kampüslerine, Anadolu’nun misafirperverliğinden İstanbul’un çok katmanlı tarihine uzanan bu deneyim, gençlerin kimliklerini zenginleştiriyor.

Birçok öğrenci için Türkiye, doğu ile batının, gelenek ile modernliğin dengeli bir bileşimi. Bu denge, mezuniyet sonrası kariyer planlarında da güçlü bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye’de edinilen çok kültürlü bakış açısı, uluslararası şirketler ve akademik çevreler için önemli bir avantaj olarak görülüyor.

İkinci Ev Duygusu

Kübra Akkoc’un İstanbul’dan aktardığı gözlemler, ortak bir cümlede birleşiyor:
“Türkiye, yabancı olmaktan çıkıp eve dönüş hissi veriyor.”

Bu duygu, yalnızca Ariff Imran’ın değil; binlerce Malezyalı ve diğer uluslararası öğrencinin ortak ifadesi. Türkiye, sunduğu eğitim kadar, kurduğu insani bağlarla da hafızalarda yer ediniyor. Ve belki de en kalıcı kazanım tam olarak burada yatıyor:
Bilginin ötesinde, aidiyet.

Türkiye, bugün yalnızca bir eğitim durağı değil; yarının küresel liderlerini şekillendiren sessiz ama güçlü bir merkez olarak öne çıkıyor. TRT WORLD 👈

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski