Gazze’de Soğuk Bir Gece: Bir Haftalık Mahmud’un Ardında Kalan İnsanlık Sınavı

Gazze’de Soğuk Bir Gece: Bir Haftalık Mahmud’un Ardında Kalan İnsanlık Sınavı

Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah, 10 Ocak günü insanlığın vicdanını sarsan sessiz bir kayba tanıklık etti. Henüz bir haftalık olan Filistinli bebek Mahmud el-Akra, soğuk hava koşulları nedeniyle yaşamını yitirdi. Küçük bedeninin Al Aksa Şehitleri Hastanesi’ne getirilmesiyle birlikte, bir ailenin yasının ötesinde, bir coğrafyanın derin acısı da gözler önüne serildi.

Soğuk, Savaş ve Savunmasızlık

Gazze’de soğuk, yalnızca bir mevsim gerçeği değil; kuşatma, yoksulluk ve altyapı yıkımının ağırlaştırdığı bir hayatta kalma sınavıdır. Elektriğin sınırlı, barınmanın güvensiz, ısınma imkânlarının neredeyse yok olduğu bir ortamda, bebekler en kırılgan halkayı oluşturur. Mahmud’un ölümü, silahların gölgesinde büyüyemeden sönen hayatların sembolüdür.

Hastane Koridorlarında Yankılanan Sessizlik

Al Aksa Şehitleri Hastanesi’nde düzenlenen cenaze merasimi, gözyaşlarının kelimelere ağır geldiği bir sahneydi. Yakınlarının ağıtları, yalnızca bir evladın ardından değil, korunamayan masumiyetin ardından yükseldi. Bu sessizlik, modern dünyanın gürültüsü içinde duyulması gereken bir çığlıktır.

İnsani Krizin Derinleşen Yüzü

Gazze’de yaşanan insani kriz, rakamların soğuk dilini aşarak her gün yeni bir trajediye dönüşüyor. Bebek ölümleri, sağlık sisteminin tükenişini, barınma krizini ve temel ihtiyaçlara erişimdeki kopuşu açıkça ortaya koyuyor. Soğuk hava, yıkımın ve yoksunluğun üzerine eklenen bir katman; en savunmasız olanı hedef alan acımasız bir sınavdır.

Vicdanlara Çağrı

Mahmud el-Akra’nın kısa yaşamı, dünyanın dikkatini yeniden temel bir gerçeğe çekiyor: İnsani koruma, ertelenemez bir zorunluluktur. Bebeklerin hayatta kalmasının siyasi tartışmalara, geciken yardımlara ya da kapalı sınır kapılarına takılmadığı bir düzen, insanlığın asgari sorumluluğudur.

Bu kayıp, bir haber başlığından ibaret değildir. O, soğuk bir gecede sönen bir nefes; insanlığın ortak vicdanına bırakılmış ağır bir sorudur. Gazze’deki çocuklar için zaman, beklemeye tahammülü olmayan bir gerçektir. Ve her geçen gün, bu gerçeğin bedelini en masum olanlar ödemektedir.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski