Donald Trump “Gazze’de savaş bitti” dediğinde, kelimeler diplomatik bir kapanışa işaret ediyordu. Ancak haritanın üzerinde çizilen çizgilerle toprağın üzerinde açılan yaralar aynı hızda kapanmıyor. Ekim 2023’ten bu yana yaşanan yıkım, yalnızca askeri bir çatışmanın bilançosu değil; mekânın, demografinin ve gündelik hayatın köklü bir dönüşümü.
TRT World’ün incelediği tablo, “bitti” denilen bir savaşın geride bıraktığı karmaşık gerçekliği gözler önüne seriyor: kitlesel yerinden edilme, altyapının çöküşü, ağır kısıtlamalar ve derinleşen insani kriz.
Yıkımın Coğrafyası
Gaza Strip, yoğun nüfuslu ve dar bir alanda sıkışmış bir yaşam. Aylar süren bombardıman ve kara operasyonları, konut stokunun büyük bölümünü kullanılmaz hale getirdi. Hastaneler, okullar, su ve elektrik şebekeleri ağır hasar gördü.
Savaşın “resmen” sona erdiği an, molozların ortasında yeni bir başlangıç anlamına gelmiyor. Çünkü yıkımın fiziksel boyutu, ekonomik ve sosyal dokudaki kırılmalarla iç içe geçmiş durumda. İnşa etmek, yalnızca beton dökmek değil; güvenliği, erişimi ve sürdürülebilirliği yeniden tesis etmek demek.
Kitlesel Yerinden Edilme: Harita Değişti
Aylar süren operasyonlar, yüz binlerce insanı defalarca yerinden etti. Kuzeyden güneye doğru akan insan seli, geçici barınaklarda ve aşırı kalabalık kamplarda yaşam mücadelesine dönüştü.
Yerinden edilme sadece mekânsal bir hareket değil; eğitimden sağlığa, istihdamdan aile bütünlüğüne kadar her alanda kalıcı izler bırakıyor. Evine dönemeyen bir toplumda “normalleşme” söylemi, somut karşılığını bulmakta zorlanıyor.
Toprak ve Hareket Kısıtlamaları
Savaş sonrası dönemde en kritik başlıklardan biri, güvenlik gerekçesiyle uygulanan ağır erişim ve hareket kısıtlamaları. Sınır geçişleri, insani yardım akışı ve ticaret koridorları sıkı denetim altında.
Bu durum, gıda ve yakıt tedarikini kırılganlaştırırken, yeniden inşa için gerekli malzemelerin girişini de sınırlıyor. Ekonomik faaliyetler daralıyor; işsizlik ve yoksulluk derinleşiyor. Bir bölgenin ayağa kalkabilmesi için yalnızca ateşkes değil, akışkan bir lojistik damar gerekir.
İnsani Krizin Derinliği
Sağlık sistemi aşırı yük altında. Temiz suya erişim kısıtlı, bulaşıcı hastalık riski yüksek. Psikolojik travma ise görünmeyen ama en kalıcı hasarlardan biri. Çocukların ve gençlerin savaş deneyimi, bir neslin hafızasında ağır bir iz bırakıyor.
Uluslararası toplumun yardımları hayati; ancak sürdürülebilirlik, düzenli ve engelsiz erişime bağlı. İnsani kriz, askeri takvimin ötesinde bir süreklilik arz ediyor.
Savaşın Ardından: Siyasi ve Jeopolitik Denklem
“Bitti” denilen her savaş, aslında yeni bir siyasi denklemin başlangıcıdır. Gazze’de kalıcı istikrar; güvenlik, yönetişim ve ekonomik toparlanmanın birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Bölgesel aktörlerin tutumu, uluslararası garantiler ve yerel yönetim yapısının geleceği bu sürecin belirleyici unsurları.
Kalıcı barış, yalnızca silahların susması değil; hareket özgürlüğünün, ekonomik canlılığın ve temel hakların güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Sonuç: Kelimeler ve Gerçeklik Arasında
Siyasi beyanlar tarihe not düşer; fakat hayat, molozların arasında yeniden filizlenir ya da kök salamadan solar. Gazze’de savaşın “bittiği” iddiası, sahadaki çok katmanlı gerçeklikle sınanıyor.
Bugün mesele, bir çatışmanın sona erip ermediğinden çok daha fazlası: Bir toplumun yeniden ayağa kalkıp kalkamayacağı.
Ve bu soru, yalnızca Gazze’nin değil, insanlığın vicdanına yöneltilmiş bir sorudur.
