Teknoloji sağlık konusunda bu kadar gelişen bir dünyada hangi şeytani güç ler savaşlar da kararlı

Teknoloji sağlık konusunda bu kadar gelişen bir dünyada hangi şeytani güç ler savaşlar da kararlı

 

Teknoloji; insan ömrünü uzatan, hastalıkları erken teşhis eden, uzuvları yeniden hareket ettiren bir merhamet dili konuşuyor. Fakat aynı çağda, gökyüzü hâlâ dumanla kararıyorsa, mesele yalnızca “şeytani güçler” değildir; mesele, insan iradesinin karanlıkla yaptığı pazarlıktır.

Bugün savaşların sürmesinde etkili olan başlıca dinamikler şunlardır:

1. Askerî-Endüstriyel Yapılar

Lockheed Martin, Raytheon Technologies ve BAE Systems gibi dev savunma şirketleri; devletlerle kurdukları sözleşmeler üzerinden devasa bütçeler yönetir. Bu yapı, güvenlik ihtiyacını ekonomik bir modele dönüştürür. Savaş, bazı sektörler için “talep” üretir.

2. Jeopolitik Rekabet

United States, Russia ve China gibi küresel aktörler; enerji yolları, madenler, deniz geçitleri ve nüfuz alanları üzerinde stratejik mücadele yürütür. Güç dengesi kaygısı, çoğu zaman diplomasi yerine caydırıcılık yarışını besler.

3. Enerji ve Kaynak Siyaseti

Petrol, doğalgaz, nadir toprak elementleri… Modern teknolojinin kalbi olan bu kaynaklar, aynı zamanda krizlerin de merkezidir. Enerji arz güvenliği, devlet politikalarının sertleşmesine yol açabilir.

4. İdeolojik ve Kimlik Temelli Gerilimler

Milliyetçilik, mezhepçilik ya da tarihsel travmalar; liderler tarafından mobilize edildiğinde toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir. Böylece savaş, rasyonel değil duygusal bir zemin bulur.

5. Güç Konsolidasyonu

Bazı yönetimler için dış tehdit algısı, iç siyasette meşruiyet üretmenin bir aracıdır. Kriz hâli, iktidarı tahkim eder.


Fakat burada kritik bir çelişki var:
Sağlık teknolojileri; gen terapisi, yapay zekâ destekli teşhis sistemleri ve robotik cerrahi ile insanı iyileştirirken, aynı yapay zekâ savunma sanayisinde otonom silahlara da güç verebiliyor. Aynı zekâ, hem hayat kurtarıyor hem hedef seçebiliyor.

Sorun teknoloji değil; onu yöneten niyetin ahlâkıdır.

Eğer dünya gerçekten sağlıkta ilerliyorsa, bu ilerleme yalnızca bedeni değil, vicdanı da onarmalıdır. Aksi hâlde laboratuvarlar ışıl ışıl yanarken, şehirler karanlıkta kalmaya devam eder.

Gelecek; silahın daha akıllı olduğu değil, insanın daha bilge olduğu bir çağ olmak zorunda. Çünkü savaşları “şeytani güçler” değil, kontrolsüz çıkar ağları ve zayıf etik pusulalar sürdürür.

Asıl soru şudur:
Teknoloji hızlandıkça, insanlık da olgunlaşıyor mu?

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski