Uluslararası siyasetin sisli koridorlarında bazen gerçek, savaş uçaklarının gürültüsünden daha geç duyulur. Fakat hakikat, eninde sonunda karanlığı yarar. İran’ın güneyinde bir kız ilkokulunu hedef alan saldırı sonrası ortaya çıkan bilgiler, bu gerçeğin bir kez daha doğrulandığını gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın “okulu İran vurdu” iddiası, uluslararası medya ve bağımsız araştırmalar tarafından ciddi biçimde sorgulanmaya başladı.
İran’daki Okul Saldırısı: Bir Felaketin Hikâyesi
28 Şubat’ta İran’ın Minab kentinde bulunan Şajare Tayyebeh kız ilkokulu büyük bir patlamayla yerle bir oldu. İranlı yetkililere göre saldırıda çoğu 7-12 yaş arası öğrenci olmak üzere 150’den fazla kişi hayatını kaybetti. Olay, İran-ABD geriliminin en karanlık sayfalarından biri olarak tarihe geçti.
Patlamanın hemen ardından ABD yönetimi saldırının sorumluluğunu reddetti. Başkan Donald Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada saldırının İran’a ait hatalı bir mühimmat nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini ileri sürdü. Ona göre İran’ın silahları “çok isabetsizdi” ve okulun vurulması bu nedenle gerçekleşmişti.
Ancak bu açıklama, kısa sürede uluslararası basının araştırmalarıyla ciddi biçimde tartışmalı hale geldi.
New York Times Araştırması: Gerçeğe Açılan Kapı
The New York Times tarafından yapılan kapsamlı araştırma, olayın farklı bir tablo ortaya koyduğunu gösterdi. Uydu görüntüleri, sosyal medya videoları ve tanık kayıtlarını inceleyen gazeteciler, saldırının ABD’nin aynı saatlerde yürüttüğü askeri operasyonlarla örtüştüğünü ortaya koydu.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise kullanılan silah türüydü. Görüntülerde görülen mühimmatın Tomahawk tipi seyir füzesi olduğu değerlendirildi. Bu füze, mevcut savaş koşullarında yalnızca ABD tarafından kullanılan bir silah sistemi olarak biliniyor.
Bu bulgu, Trump’ın “İran yaptı” iddiasını ciddi biçimde zayıflattı.
Bağımsız Uzmanlar ve Yeni Kanıtlar
Sadece gazeteciler değil, savaş analizi yapan bağımsız kuruluşlar da görüntüleri incelemeye başladı. Dijital araştırma grubu Bellingcat ve çeşitli silah uzmanları, videolardaki füzenin ABD yapımı Tomahawk ile uyumlu olduğunu açıkladı.
Uydu görüntülerine göre okul, bir dönem Devrim Muhafızları’nın deniz üssü kompleksine ait olsa da yıllar önce eğitim kurumuna dönüştürülmüştü. Bahçesinde oyun alanları ve çocuklara ait duvar resimleri bulunuyordu. Bu nedenle birçok hukuk uzmanı, olayın doğrulanması halinde uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceğini ifade ediyor.
ABD Savunma Bakanlığı ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Küresel Tepki ve Güven Krizi
Saldırının ardından uluslararası toplumda sert tartışmalar başladı. İnsan hakları kuruluşları ve bazı ABD senatörleri, olayın aydınlatılması gerektiğini vurguladı. Çünkü eğer saldırı ABD tarafından gerçekleştirilmişse, bu son yılların en büyük sivil kayıplarından biri olarak değerlendirilebilir.
Bu gelişme aynı zamanda uluslararası siyasette güven krizini de derinleştirdi. Modern savaşlarda yalnızca bombalar değil, bilgi de bir silah haline geliyor. Gerçek ile propaganda arasındaki çizgi ise çoğu zaman bulanıklaşıyor.
Hakikatin Sessiz Yürüyüşü
Tarih boyunca savaşların ilk kurbanı çoğu zaman gerçek olmuştur. Fakat günümüz dünyasında uydu görüntüleri, açık kaynak araştırmaları ve bağımsız gazetecilik bu karanlığı yavaş yavaş dağıtıyor.
Bir atasözü vardır:
“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”
Minab’daki trajedi henüz tüm yönleriyle aydınlanmış değil. Ancak ortaya çıkan her yeni veri, hakikatin er ya da geç gün ışığına çıkacağını gösteriyor. Çünkü savaşın gürültüsü ne kadar yüksek olursa olsun, adaletin sesi daha kalıcıdır.
