Aynı Kıblenin Çocukları: Bin Yıllık Kardeşlik Akdi
Selahattin Eyyubi’yi sadece askeri bir deha olarak değil, bir gönül mimarı olarak okumak gerekir. O, Kudüs’ü fethederken sadece toprakları değil, Türkün, Arabın ve Kürdün kalplerini de birleştirmişti. Bugün Siyonizmin bölgeye ektiği nifak tohumlarına karşı en güçlü panzehir, işte bu "Eyyubi Kardeşliği" ruhudur.
Kürt halkı, bu coğrafyanın sadece bir parçası değil, İslam medeniyetinin sarsılmaz bir kalesidir. Selahattin’in sancağı altında birleşen o büyük irade, bin yıldır bu toprakların mayasını çalmıştır. Siyonist stratejistlerin hesapları, bu köklü kardeşliğin derinliğini kavrayamaz. Onlar sınırları harita üzerinde çizebileceklerini sanıyorlar; oysa bizim sınırlarımız seccadelerimizin yan yana serildiği saf düzeninde, omuz omuza durduğumuz cuma namazlarında çizilmiştir.
Bir Kürdün alnı secdeye vardığında, kalbi Filistinli bir yetimle aynı ritimde atar. Bir Türkmen ile bir Kürdün sofrasında paylaşılan ekmek, Kudüs’ün bereketinden nasiplenmiştir. Siyonizm, bu manevi bağı koparmadan bölgeye hakim olamayacağını bildiği için saldırıyor. Ancak unuttukları şey; Selahattin’in çocuklarının, emperyalist sofralarda sunulan geçici vaatlere, bin yıllık kardeşlik akdini kurban etmeyecek kadar basiret sahibi olduğudur.
Bizim kardeşliğimiz, siyasi konjonktürlerin çok ötesindedir. Biz, Malazgirt’ten Kudüs’e, Çanakkale’den bugüne kadar aynı siperde kanını birbirine karıştırmış bir ümmetin varisleriyiz. Siyonizmin bölgedeki kanlı projelerine alet olmak, sadece dedelerimize değil, geleceğimize de bir ihanettir. Selahattin’in torunu, işgalcinin dostu değil, mazlumun sığınağıdır.
Bugün yükseltmemiz gereken ses, ayrışmanın değil, "Kudüs bizim ortak onurumuzdur" diyen o büyük birliğin sesidir. Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla bizler; Siyonizmin bölgedeki karanlık emellerine karşı duran etle tırnak gibiyiz. Birimiz acı çektiğinde diğerimiz uyuyamaz; birimiz işgal altındayken diğerimiz hür olamaz.
Selahattin’in mirası bize şunu fısıldıyor: "Birliğiniz, en büyük gücünüzdür." Bu güç karşısında hiçbir siyonist plan tutunamaz, hiçbir sahte ittifak dikiş tutmaz. Biz, aynı gökyüzünün altında aynı kıbleye dönenler olarak, bu coğrafyayı Selahattin’in ruhuyla yeniden selamet yurduna çevireceğiz.
İhanet Çemberini Kıran Sarsılmaz İrade
Tarihin akışı içinde bir halkın imtihanı, sadece düşmana karşı verdiği savaşla değil, kendi içinden devşirilmeye çalışılan "truva atlarına" karşı takındığı tavırla ölçülür. Selahattin Eyyubi’nin kanını taşıyanlar için bugün asıl mesele, coğrafyamızın üzerine çöken Siyonist karanlığa karşı fikri ve kalbi bir barikat olmaktır.
Siyonizm, bölgeyi etnik kimliklere bölerek yutmak isterken; Selahattin’in varisleri, etnik kimliklerini İslam’ın izzetiyle taçlandırarak bu oyunu bozmaktadır. Kürt halkı üzerinde kurulmaya çalışılan "İsrail ile kader birliği" illüzyonu, hakikat güneşinin karşısında erimeye mahkumdur. Çünkü hiçbir sahte vaat, Mescid-i Aksa’nın mahzun minberinden daha değerli değildir.
Biz biliyoruz ki; Selahattin’in çocukları uyandığında, Kudüs’ün prangaları çözülecektir. Bu uyanış, sadece askeri bir hazırlık değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir diriliştir. Siyonizmin sunduğu zehirli balı elinin tersiyle iten her bir fert, bugün Eyyubi’nin ordusunda yerini almış birer nefer hükmündedir.
Netice itibarıyla; Selahattin Eyyubi bir isim değil, bir ruhtur. Bu ruh, bugün Diyarbakır’ın surlarından Gazze’nin sokaklarına kadar aynı kararlılıkla yankılanmaktadır. Siyonizme hizmet etmek bir yana, bu aziz halkın her bir evladı, o kirli planların önündeki en büyük engel olmaya devam edecektir.
Dün Haçlıları mağlup eden o sarsılmaz iman, bugün de Siyonist yayılmacılığı tarihin çöplüğüne gömecek olan yegâne güçtür. Biz bu coğrafyanın kaderini başkalarına bırakmayacak kadar köklü, kardeşliğimizi bozmayacak kadar bilinçliyiz.
Selahattin’in sancağı hâlâ dalgalanıyor; çünkü o sancak bezden değil, sarsılmaz bir imandandır.
