Gelecek bazen bir cümleye sığar; sarsıcı, keskin ve tartışmayı zorlayan bir cümleye. Elon Musk’ın “Üç yıl sonra en iyi cerrah robot olacak” öngörüsü, tıp dünyasında yankılanan böyle bir beyan oldu. Bu söz, yalnızca teknolojik bir iddia değil; insan emeğinin, bilginin ve mesleki kimliğin geleceğine dair derin bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.
Robotik cerrahi, aslında bugünün yabancısı değil. Da Vinci gibi sistemler, yıllardır mikrometre hassasiyetinde operasyonlar gerçekleştiriyor; titremeyen eller, ölçeklenebilir hareketler ve üç boyutlu görüşle cerrahın ufkunu genişletiyor. Yapay zekâ ise görüntüleme, tanı destek ve ameliyat planlamasında giderek daha belirleyici bir rol üstleniyor. Musk’ın kehaneti, bu iki hattın—robotik donanım ve öğrenen yazılımın—tek bir bedende birleşmesiyle ilgili.
Ancak “en iyi cerrah” ifadesi, yalnızca teknik ustalığı mı tanımlar? Cerrahi, el becerisinin ötesinde bir muhakeme sanatıdır. Beklenmeyen kanamalar, anatomik varyasyonlar, hastanın eşlik eden hastalıkları ve ameliyat masasında anlık kararlar… Bugün yapay zekâ bu karmaşıklığı hızla öğreniyor; milyonlarca vakadan desenler çıkarıyor, riskleri olasılıklar üzerinden hesaplıyor. Üç yıl iddiası tartışmalı olabilir, fakat yön açıktır: makine, ustalığı hızla yaklaşıyor.
Peki bu tabloda tıp öğrencileri “boşuna mı okuyor”? Hayır. Aksine, eğitim dönüşüyor. Geleceğin hekimi, yalnızca neşteri değil; algoritmayı, veri okuryazarlığını ve insan–makine iş birliğini de ustalıkla kullanacak. Robotlar, standardize edilebilir süreçlerde zirveye oynarken; insan hekim, etik kararlar, hasta iletişimi, bütüncül değerlendirme ve sorumluluk alanlarında vazgeçilmezliğini koruyacak.
Asıl kırılma, rol paylaşımında. Robot cerrahlar; yüksek hassasiyet, tutarlılık ve hızın gerektiği alanlarda ön safa geçebilir. İnsan cerrahlar ise stratejiyi belirleyen, riskleri yöneten, beklenmeyeni yorumlayan ve nihai sorumluluğu taşıyan mimarlar olur. Bu, rekabetten çok ortak aklın yükselişidir.
Elon Musk’ın sözü, bir provokasyon olarak okunabilir; fakat aynı zamanda bir uyarıdır. Tıp, teknolojiyle arasına mesafe koyarak değil; onu etikle, şeffaflıkla ve güçlü eğitimle harmanlayarak ilerleyebilir. Gelecek ameliyathaneleri, çeliğin soğuk kesinliği ile insan sezgisinin sıcak dengesini aynı ışık altında buluşturacaktır.
Sonuçta soru şudur: En iyi cerrah kim olacak? Belki de doğru cevap tek bir özne değildir. En iyi sonuç, insan ile makinenin doğru zamanda, doğru yerde ve doğru sınırlar içinde birlikte çalıştığı yerde doğacaktır. Ve bu gelecekte, öğrenmek asla boşa değildir; yalnızca biçim değiştirir.