Sarı Bir Çizginin Gölgesinde: Gazze’de Gündelik Hayatın Daralan Ufku

Sarı Bir Çizginin Gölgesinde: Gazze’de Gündelik Hayatın Daralan Ufku

Haritalar genellikle düzeni temsil eder. Çizgiler; sınırları, uzlaşıları ve bazen de barışı simgeler. Ancak Gazze’de yere ve ekrana düşen sarı bir çizgi, barışın değil; belirsizliğin, zorunlu göçün ve sessiz bir kuşatmanın sembolüne dönüşmüş durumda.

Başlangıçta bir ateşkes sınırı olarak tanımlanan bu çizgi, bugün binlerce sivil için hayatın yönünü belirleyen görünmez bir duvar işlevi görüyor. Uydu görüntüleri ve bölgeden gelen tanıklıklar, çizginin yalnızca askeri bir referans olmaktan çıktığını; mahalleleri, aileleri ve hafızayı yerinden eden bir araca dönüştüğünü gösteriyor.

Harita Üzerinden Yönetilen Hayatlar

Uydu fotoğrafları, Gazze Şeridi’nde sivillerin sistematik biçimde daha dar bir alana doğru itildiğini ortaya koyuyor. Bir zamanlar “güvenli” olarak işaretlenen bölgeler, kısa süre içinde yaşanamaz hâle geliyor. Sarı çizgi ilerledikçe, insanlar evlerinden değil sadece; geçmişlerinden, komşuluklarından ve gündelik hayatın ritminden de koparılıyor.

Tanıkların ifadeleri çarpıcı:
Bir sabah evinden çıkan bir aile, akşam döndüğünde artık o evin “çizginin ötesinde” kaldığını öğreniyor. Bu, yalnızca mekânsal bir kayıp değil; hukuki ve insani bir boşluk anlamına geliyor.

Daralan Coğrafya, Sıkışan İnsanlık

Gazze zaten dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri. Şimdi ise bu yoğunluk, giderek küçülen bir yaşam alanına sıkıştırılıyor. Suya erişim, sağlık hizmetleri, gıda tedariki ve barınma gibi en temel insani ihtiyaçlar, bu daralmayla birlikte daha da kırılgan hâle geliyor.

Uluslararası insancıl hukuk, sivillerin zorla yerinden edilmesini açıkça yasaklar. Ancak sahadaki gerçeklik, hukuki metinlerin çok ötesinde bir sessizliğe işaret ediyor. Sarı çizgi, kâğıt üzerinde geçici bir tedbir gibi sunulsa da, pratikte kalıcı bir insani krizin altyapısını oluşturuyor.

Çizgilerle Değil, İnsanlarla Ölçülen Bir Dünya

Gazze’de yaşananlar, modern çatışmaların yeni bir yüzünü gözler önüne seriyor:
Savaş artık yalnızca silahlarla değil, haritalarla, renklerle ve sınır tanımlarıyla da yürütülüyor.

Oysa bir çizginin rengi ne olursa olsun, onun ötesinde kalanlar hâlâ insandır. Evlerinden edilenler birer istatistik değil; isimleri, anıları ve umutları olan hayatlardır.

Sonuç Yerine: Sessizliğin Ağırlığı

Bugün Gazze’de sarı bir çizgi, gündelik hayatı yeniden şekillendiriyor. Ama asıl soru şudur:
Bu çizgiyi izleyen dünya, insanlığın hangi sınırında duruyor?

Barış, haritalarda değil; adaletle kurulur. Ve adalet, çizgilerle değil, vicdanla ölçülür.

Yorum Gönder