Bazı dualar vardır; sınır tanımaz, pasaport sormaz, ten rengiyle değil kalple konuşur. Bir Afrikalı Müslüman’ın Türkiye için ettiği bu dua da işte tam olarak böyledir. Sessiz ama derin, sade ama tarih yüklü bir çağrıdır bu.
“Allah, Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü tekrar Türk milletine versin.”
Bu cümle, bir nostalji özleminin ötesindedir. Osmanlı, Afrika’nın hafızasında yalnızca bir imparatorluk olarak değil; adalet, koruyuculuk ve merhametle anılan bir düzen olarak yer etmiştir. Sömürgeciliğin yaralar açtığı topraklarda Osmanlı, çoğu zaman bir denge unsuru, bir siper, bir vicdan olarak hatırlanır. Bugün bu dua, geçmişin ihtişamını değil; o ihtişamın taşıdığı adalet anlayışını çağırmaktadır.
“Allah, Türk milletini güçlendirsin. Çünkü Türkler, Afrikalı Müslümanların ümididir.”
Bu ifade, teorik bir sempatiye değil, yaşanmış bir tecrübeye dayanır. “Onlarla çalıştım. Yaptıklarına şahit oldum.” diyen bir tanığın sözleridir bunlar. Afrika’nın birçok bölgesinde Türk kurumlarının, yardım kuruluşlarının, mühendislerinin, doktorlarının ve gönüllülerinin bıraktığı iz; sadece inşa edilen yollarla, açılan kuyularla değil, kurulan insani bağlarla ölçülmektedir.
Türkiye, son yıllarda Afrika’da farklı bir duruş sergilemiştir. Yukarıdan bakan değil, yan yana yürüyen; buyuran değil, dinleyen; alan değil, paylaşan bir yaklaşım… Bu nedenle Türk varlığı, birçok Afrikalı Müslüman için sadece bir devlet politikası değil, güven duygusunun somutlaşmış hâlidir.
Bu dua aynı zamanda bir sorumluluk hatırlatmasıdır. Umut olmak, ağır bir yüktür. Güç, yalnızca askerî ya da ekonomik kapasiteyle değil; ahlaki tutarlılık ve adalet duygusuyla anlam kazanır. Afrikalı Müslümanların Türkiye’ye duyduğu bu umut, Türk milletinin omuzlarına tarihsel bir bilinç ve etik bir görev bırakmaktadır.
Bugün Türkiye için edilen bu dua, aslında insanlık için edilen bir temennidir. Adaletin güçlüden yana değil, haklıdan yana olduğu; mazlumun sesinin duyulduğu; coğrafyalar arasında vicdan köprülerinin kurulduğu bir dünya arzusudur bu.
Ve belki de en kıymetli yanı şudur: Bu dua, karşılıksızdır. Ne bir menfaat beklentisi vardır ne de politik bir hesap. Sadece şahitliğe dayanan bir güven, yaşanmışlıktan doğan bir umuttur.
Bazı milletler güçleriyle anılır. Bazıları ise başkalarının duasında yer buldukları için büyüktür. Türkiye’nin Afrika’daki anlamı, işte tam olarak bu ikisinin kesiştiği yerde durmaktadır.
