Bir Yıl Sonra: Suriye’de Yeni Bir Zamanın Başlangıcı

Bir Yıl Sonra: Suriye’de Yeni Bir Zamanın Başlangıcı

Takvimler 29 Ocak 2025’i gösterdiğinde, Suriye yalnızca bir lider değişimine değil, yarım yüzyılı aşan bir siyasal döngünün kapanışına tanıklık etti. 53 yıl boyunca ülkenin kaderini belirleyen Baas iktidarının çöküşüyle birlikte, tarih sahnesine yeni bir figür çıktı: Ahmed el-Şaraa. O gün, Suriye’nin geçiş sürecinin resmî lideri olarak devletin başına geçti ve böylece ülke, uzun bir gecenin ardından belirsiz ama kaçınılmaz bir sabaha uyandı.

Bu, klasik bir iktidar devri değildi. Bu, yıkımın içinden doğan bir yeniden tanımlama çabasıydı.

Silahlı Mücadeleden Siyasal Sorumluluğa

Ahmed el-Şaraa’nın yolu, geleneksel devlet adamlığı koridorlarından geçmedi. Onun hikâyesi, Suriye iç savaşının sert gerçekliği içinde şekillendi. Uzun yıllar boyunca silahlı mücadeleyle anılan bir isimden, devletin yeniden inşasını üstlenmeye aday bir lider profiline evrilmesi; çağımızın en çarpıcı siyasal dönüşümlerinden biri olarak kayda geçti.

Bu dönüşüm, sadece kişisel bir değişim değil, aynı zamanda sahadaki güç dengelerinin, toplumsal yorgunluğun ve uluslararası konjonktürün dayattığı bir zorunluluktu. Savaşın tükettiği bir ülkede, silahın dili artık yeterli değildi; yönetme iradesi, uzlaşma kapasitesi ve meşruiyet arayışı ön plana çıkıyordu.

Enkaz Üzerinde Devlet Kurmak

El-Şaraa’nın önünde hazır bir devlet aygıtı yoktu. Karşısında; parçalanmış kurumlar, yerinden edilmiş milyonlar, çökmüş bir ekonomi ve derin bir güvensizlik vardı. Bu nedenle yeni dönem, zafer söylemlerinden çok onarım dili gerektiriyordu.

Suriye’nin yeni yönetimi için asıl sınav, geçmişle nasıl hesaplaşılacağı sorusunda düğümlendi:

  • İntikam mı, adalet mi?
  • Merkeziyetçilik mi, çoğulculuk mu?
  • Güç siyaseti mi, toplumsal sözleşme mi?

Bu soruların her biri, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin geleceğini de doğrudan etkileyecek nitelikteydi.

Meşruiyetin İnşası: Zor Olan Kısım

Bir rejimi devirmek mümkündür; zor olan, yerine meşru ve kapsayıcı bir düzen kurmaktır. Ahmed el-Şaraa’nın liderliği, tam da bu noktada tarihsel bir eşiğe yaslandı. Silahlı geçmiş, dış aktörlerin şüpheleri ve içerideki farklı etnik-mezhepsel dengeler, bu süreci kırılgan hâle getirdi.

Yeni dönemin başarısı; tek bir figürün karizmasına değil, hukukun yeniden tesisi, sivillerin korunması ve devlet şiddetinin sona erdirilmesi gibi somut adımlara bağlıydı. Çünkü modern dünyada iktidar, artık yalnızca kontrol etmekle değil, ikna etmekle sürdürülebilir.

Bir Yılın Ardından

Bugün, bu tarihi dönüm noktasının üzerinden tam bir yıl geçti. Suriye hâlâ yaralı. Hâlâ eksik. Hâlâ kırılgan. Ancak artık yönü, geçmişin karanlığına değil; ihtiyatlı da olsa geleceğe dönük.

Ahmed el-Şaraa’nın hikâyesi, bir kişinin yolculuğundan çok daha fazlasını anlatıyor. Bu hikâye; savaşın, insanı nasıl dönüştürdüğünü; iktidarın, silahla değil sorumlulukla sınandığını ve bir ülkenin ancak hakikatle yüzleştiğinde yeniden ayağa kalkabileceğini hatırlatıyor.

Suriye’nin yeni çağı henüz yazılıyor. Mürekkebi umut, sayfaları belirsizlik.
Ama tarih, artık aynı yerde durmuyor.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski