Günün çalkantılı haberlerinden biri, Philadelphia Şerifi Rochelle Bilal’in “sahte kolluk gücü” olarak nitelendirdiği U.S. Immigration and Customs Enforcement (ICE) polislerine meydan okuması oldu — bu sözler, Minneapolis’te bir göçmenlik operasyonu sırasında 37 yaşındaki Renee Good’un bir federal ajan tarafından öldürülmesinin yarattığı ulusal infialin ardından geldi.
Philadelphia sokaklarının gölgesinde, şehrin hukukun sesi olan şerif, federal göçmenlik birimine karşı adeta bir meydan okuma yürüyüşü gibiydi. Bilal’in sert çıkışı, sadece sözlerin ötesine geçen bir duruş sergiledi; kamu vicdanının sızlayan yarasına ayna tuttu ve federal güç ile yerel sorumluluk arasındaki gerginliğin sembolü haline geldi.
Bilal açıklamasında, maskelerle yüzlerini gizleyen ICE görevlilerini “sahte kolluk kuvveti, uydurma, özenti polisler” olarak tanımladı ve gerçek hukukun, maske ile gizlenmiş kimliklerin ardına saklanamayacağını belirtti. Ona göre gerçek kolluk güçleri yüzlerini gizleyip toplum üzerinde korku yaratmaz; hareket halindeki araçlara ateş etmez, hukukun sınırlarını zorlamaz.
Bu çıkış, yalnızca bir eleştiri değil aynı zamanda güçlü bir uyarıydı: Bilal, Philadelphia’da herhangi bir federal görevlinin suç işlemesi durumunda tutuklanacağını ve soruşturulacağını ilan etti. Bu aynı zamanda Philadelphia Bölge Savcısı Larry Krasner ile birlikte yürütülen ortak bir mesajdı; “Burada suç işlerseniz, kim olursanız olun hukukun azami gücü sizi sorumlu kılacaktır.”
Adaletin yankısı, Bilal’in defalarca “Renee Good” adını söyleyip topluluğun da bunu tekrarlamasıyla duyuldu; bu, ölen kadının adının unutulmaması için güçlü bir çağrıydı. Bu tekrarlanan isim, sadece bir protesto sloganı değil, hukuka ve insana saygının lirizmi olarak yankılandı.
Bu meydan okuma, federal ile yerel yetki arasındaki derin tartışmanın yeni bir simgesi haline gelirken, aynı zamanda Amerikan toplumunda hukukun ne olduğu, kimlerin “gerçek kolluk” sayıldığı ve gücün sınırlarının nerede çizildiği sorusunu da yeniden alevlendirdi. Bilal’in sözleri, sadece bir şehir için değil, tüm bir millet için hukuki ve etik bir yankı oluşturuyor.
İçerisinde bulunduğumuz bu tarihsel an, halk ile devlet arasındaki köprünün güçlendirilmesi veya çözülmesi yolunda bir dönemeç olarak hafızalara kazınacak. Bu meydan okuma, hukukun maskesiz yüzünü görmek isteyenlerin çağrısıdır.
