Öz Güven mi, Patavatsız mı, Cahil mi?
İnsan bazen aynaya bakar,
Gözlerinde bir dağ görür:
“Ben bilirim” diyen bir zirve,
Ama o zirve gerçekten yüksekte mi,
Yoksa sisin içinde mi?
Öz güven,
Sessiz akan bir ırmaktır;
Gürültü yapmaz,
Taşırmaz yatağını,
Bilgiyi vakar ile taşır.
Patavatsızlık ise
Sözün freni boşalmış hâlidir;
Hakikati değil,
Hevesi savurur rüzgâr gibi.
Kalp kırar, sonra “Ben buyum” der.
Cahillik…
En tehlikelisi odur belki;
Bilmediğini bilmeyen bir karanlık,
Kendini güneş sanan bir gece.
Gölgesini ışık zanneder.
Oysa gerçek güç,
Bağırmakta değil;
Dinleyebilmekte saklıdır.
Bilgiyi büyüten tevazudur,
İnsanı yücelten edep.
Öz güven;
Kökü derinde bir ağaçtır.
Rüzgâr esse de eğilir,
Ama kırılmaz.
Patavatsızlık;
Kuru bir dal gibi çıtırdar.
Cahillik ise
Toprağı hiç tanımamış bir tohumdur.
Sor kendine:
Sözlerin merhem mi, yara mı?
Bilgin ışık mı, kibir mi?
Çünkü insan,
Kendini ne zannederse zannetsin,
Hakikat karşısında
Ancak öğrenebildiği kadar büyür.
.png)