Orta Doğu için "barut fıçısı" tabirini kullanmaktan artık kalemimiz yoruldu. Ancak bugün karşımızda duran tablo, bildiğimiz tüm klişelerin ötesinde, küresel bir sistemin temellerinden sarsıldığı bir döneme işaret ediyor.
İran’da dini lider Ali Hamaney’in ardından halef-selef tartışmalarının gölgesinde koltuğa oturan Mücteba Hamaney, beklendiği üzere sessizliğini "intikam" ve "stratejik meydan okuma" ile bozdu. Yeni liderin ilk mesajı, diplomatik bir nezaketten ziyade, küresel ekonominin şah damarı olan Hürmüz Boğazı üzerinden dünyaya çekilen bir rest oldu. Mücteba Hamaney, babasının döneminden kalan "stratejik sabır" doktrinini bir kenara itip, "aktif direnç" dönemine geçtiğini kanıtlamak istercesine sahadaki tansiyonu en üst perdeye çekti.
Tam bu atmosferde, Irak semalarından gelen "ABD uçağı düşürüldü" haberi, bölgedeki yangına benzin dökmekle kalmadı; büyük güçlerin doğrudan bir çatışma sarmalına ne kadar yakın olduğunu gösterdi. Tahran ve Washington cephelerinden gelen çelişkili açıklamalar, aslında günümüz savaşlarının sadece füzelerle değil, dezenformasyonla da yürütüldüğünün kanıtı. İran cephesi bunu bir "direniş başarısı" olarak lanse edip moral üstünlüğü ele geçirmeye çalışırken; ABD’nin olayı bir "teknik arıza" olarak tanımlama çabası, aslında topyekün bir savaşa girmemek için aralanan son kapı gibi duruyor.
Peki, şu an neredeyiz?
On bir ülkeye yayılan çatışmalar, binleri aşan can kayıpları ve yerinden edilen yüz binlerce insan… Orta Doğu, sadece harita üzerinde sınırların değil, vicdanların ve uluslararası hukukun da parçalandığı bir arena haline geldi. Fransız askerlerinin Erbil’de yaralanması, Körfez ülkelerinin başkentlerine kadar ulaşan İHA’lar, savaşın artık "vekiller" üzerinden değil, doğrudan aktörler arasında geçtiğini kanıtlıyor.
Yeni lider Mücteba Hamaney, iç kamuoyunda otoritesini pekiştirmek için bu sert çıkışları sürdürmek zorunda hissedebilir. Ancak tarihin tozlu sayfaları bize şunu hatırlatır: Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ve düşürülen uçaklar, birer "satranç hamlesi" gibi görünse de, hamle sırası geldiğinde hata yapanın şah-mat olduğu bir oyundur bu.
Dünya bugün, nükleer bir felaket ile bölgesel bir cehennem arasında ince bir çizgide yürüyor. Diplomasi masaları tozlanmışken, füzelerin sesi ne yazık ki aklın sesini bastırıyor.
Bakalım tarih, bu günleri büyük bir savaşın başlangıcı mı, yoksa büyük bir çöküşün son perdesi olarak mı yazacak?
Tags
Dünya genelinde
