Derdimiz Yokmuş Gibi Başkasının Ateşine Odun Taşımak

Derdimiz Yokmuş Gibi Başkasının Ateşine Odun Taşımak

Siyasetin cilvesi midir yoksa "imparatorluk yorgunluğu" mu bilinmez ama son günlerde okyanus ötesinden yükselen sesler, artık gizli ajandaların bile tozlu raflardan indiğini gösteriyor. ABD’li senatörlerin kameralar önünde, adeta bir günah çıkarma seansındaymışçasına yaptıkları "itiraflar", küresel vicdanın nasırlaşmış yerlerine dokunuyor. A Haber ekranlarına da yansıyan o çarpıcı cümle; aslında bir sistemin iflas bayrağını temsil ediyor: "Kendi derdimiz yokmuş gibi, başkalarının savaşlarını finanse ediyoruz."
Bu cümledeki "derdimiz" vurgusu çok mühim. Amerika’nın içten içe çürüyen altyapısı, evsizlik sorunu, sınır güvenliği ve ekonomik sancıları dururken; milyarlarca doların binlerce kilometre ötedeki cephelere "demokrasi" ambalajıyla paketlenip gönderilmesi, artık Amerikan halkını da, bizzat o kararları alan siyasetçileri de isyan noktasına getirmiş durumda.
Mesele sadece bir bütçe meselesi değil. Mesele, "dünya jandarmalığı" soyunurken, aslında kendi evinin bahçesini yabani otlara teslim etmek. Senatörün o meşhur çıkışı, "Bizim ne işimiz var orada?" sorusunun en çiplak hali. Kendi halkı enflasyon pençesinde kıvranırken, savunma sanayii lobilerinin iştahını kabartan bu sonsuz savaş döngüsü, artık sürdürülebilir olmaktan çıktı.
Peki, bu "itiraf" neden şimdi geliyor? Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Ukrayna’da bitmek bilmeyen ve sonucu belirsiz bir yıpratma savaşı, Gazze’de ise insani değerlerin yerle bir olduğu bir trajedi var. Amerikan siyaseti, bir yandan bu ateşlere odun taşırken, diğer yandan kendi kamuoyuna "biz iyileriz" masalını anlatmakta zorlanıyor. Senatörün "Sanki kendi derdimiz yokmuş gibi..." serzenişi, aslında Amerikan rüyasının kâbusa dönüştüğünün resmi kanıtı gibi.
Sonuç olarak; küresel güçlerin "itirafları" ne kadar samimi bilinmez ama ortada bir gerçek var: Dünya artık eski dünya değil. Kendi iç sorunlarını halledemeyen, vatandaşının cebindeki son kuruşu başkasının cephesine mermi olarak gönderen bir anlayışın, küresel barışa verebileceği hiçbir şey yoktur.
Bu itiraf, belki de büyük bir çöküşün ya da büyük bir geri çekilmenin ayak sesleridir. İzleyip göreceğiz; ama tarihin o meşhur sözünü de unutmayacağız: Başkasının ateşiyle ısınmaya çalışanlar, gün gelir o ateşin içinde kalırlar.


Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski