Trump’ın İkinci Döneminde Askeri Gücün Zaman Çizelgesi ve Uluslararası Hukukun Kırılma Noktaları
Tarihte bazı yıllar vardır; takvim yapraklarından çok, haritalarda iz bırakır. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılı, tam olarak böyle bir yıl oldu. Savaş uçaklarının gölgesi, diplomatik bildirilerin önüne geçti. Söz yerini emre, masa yerini pistlere bıraktı.
Bir yıldan kısa sürede altı farklı ülke, ABD’nin doğrudan askeri gücüyle yüzleşti. Bu tablo, yalnızca askeri bir bilanço değil; uluslararası düzenin hangi eşikte durduğunu gösteren bir kırılma anıdır.
ZAMAN ÇİZELGESİ: HANGİ TARİHTE, NEREDE, NE OLDU?
Ocak 2025 – Somali
Trump yönetiminin ilk askeri hamlesi Afrika Boynuzu’nda geldi.
ABD, Somali’de IŞİD bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırıları düzenledi.
Resmî gerekçe:
Terör tehdidinin “ABD çıkarlarına doğrudan risk” oluşturması.
Gerçek etki:
ABD’nin Afrika’daki askeri varlığının yeniden genişlemesi ve bölgesel egemenlik tartışmaları.
Mart–Mayıs 2025 – Yemen
Kızıldeniz ticaret hatları gerekçe gösterilerek Yemen’de Husi hedeflerine karşı yoğun hava ve deniz saldırıları başlatıldı.
Operasyon adı: Operation Rough Rider
Stratejik hedef:
Deniz ticaret yollarını güvence altına almak.
Sonuç:
Geçici ateşkes, kalıcı istikrar üretmedi; bölge daha da militarize oldu.
Haziran 2025 – Irak ve Suriye
Irak’ta IŞİD lider kadrolarına yönelik nokta operasyonlar, Suriye’de ise hava saldırıları gerçekleştirildi.
Öne çıkan unsur:
Operasyonların büyük bölümünün Kongre onayı olmaksızın yürütülmesi.
Eylül 2025 – İran
ABD, İran’a ait olduğu belirtilen askeri ve stratejik tesislere yönelik sınırlı ancak doğrudan saldırılar düzenledi.
Kırılma noktası:
İran gibi egemen ve merkezi bir devlete doğrudan saldırı, bölgesel savaşa ramak kala bir eşik yarattı.
Aralık 2025 – Nijerya
ABD uçakları, Nijerya’nın kuzeyinde İslam Devleti bağlantılı grupları hedef aldı.
Dikkat çeken detay:
Afrika’da ABD’nin artık yalnızca “danışman” değil, aktif saldırı gücü olarak konumlanması.
Ocak 2026 – Venezuela
En sarsıcı hamle burada geldi.
ABD, Venezuela’da askeri operasyon düzenledi; Nicolás Maduro ve eşi gözaltına alındı.
Bu adım ne anlama geliyor?
Bir ülkenin liderinin, başka bir devlet tarafından fiilen devrilmesi.
Bu, Soğuk Savaş sonrası dönemde en sert egemenlik ihlallerinden biri olarak kayda geçti.
ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN TABLO
Bu noktada sorulması gereken soru nettir:
Bir devlet, hangi koşullarda başka bir devlete askeri güç kullanabilir?
Birleşmiş Milletler Şartı’na Göre
Silahlı güç kullanımı yalnızca iki durumda meşrudur:
- Meşru müdafaa (açık ve ani saldırı hâli)
- BM Güvenlik Konseyi yetkisi
Trump dönemindeki operasyonların büyük kısmı:
- BM yetkisi olmadan
- Doğrudan saldırı gerçekleşmeden
- “Önleyici tehdit” gerekçesiyle yapıldı
Bu durum, uluslararası hukukta “önleyici savaş” kavramını fiilen normalleştirdi.
KONGRE VE DEMOKRATİK DENETİM MESELESİ
ABD Anayasası’na göre savaş ilanı Kongre’nin yetkisidir.
Ancak Trump yönetimi, operasyonları çoğunlukla:
- “Başkanlık yetkisi”
- “Ulusal güvenlik aciliyeti”
- “Terörle mücadele”
gerekçeleriyle yürüttü.
Bu da şu soruyu doğurdu:
Askeri güç, halk adına mı kullanılıyor; yoksa yürütme gücünün sınırsız alanına mı dönüşüyor?
KÜRESEL DÜZEN NE YÖNE GİDİYOR?
Trump’ın ikinci dönemindeki bu tablo, üç temel gerçeği açığa çıkarıyor:
1. Güç, Hukukun Önüne Geçiyor
Uluslararası hukuk, bağlayıcı olmaktan çok yoruma açık bir metne dönüşüyor.
2. Caydırıcılık Yerini Sürekliliğe Bıraktı
Savaş artık istisna değil, dış politikanın sıradan bir aracı.
3. Küresel Güney Daha Kırılgan
Operasyonların büyük bölümü, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika’da gerçekleşti.
SONUÇ: GÜÇ VE MEŞRUİYET ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Trump’ın ikinci döneminde verilen askeri emirler, yalnızca altı ülkeyi değil;
uluslararası düzenin vicdanını hedef aldı.
Bu dönem, tarihe şu soruyla geçecek:
Dünya düzeni, kurallarla mı yönetiliyor;
yoksa kuralları koyanların silahlarıyla mı?
