Kıyamet Saatinde Son Saniyeler: İnsanlık 85 Saniye Kala Ne Yapacak?

Kıyamet Saatinde Son Saniyeler: İnsanlık 85 Saniye Kala Ne Yapacak?

 

İnsanlığın ortak vicdanını temsil eden sembolik bir gösterge varsa, o da hiç kuşkusuz Kıyamet Saati (Doomsday Clock)’tir. 1947 yılında Bulletin of the Atomic Scientists tarafından oluşturulan bu metaforik saat, insanlığın kendi elleriyle yaratabileceği küresel bir felakete ne kadar yaklaştığını ölçer. Ve bugün, bu saat tarihte ilk kez gece yarısına yalnızca 85 saniye kala durmaktadır.

Bu, yalnızca bir zaman göstergesi değil; aynı zamanda insan aklının, teknolojik kudretinin ve siyasi iradesinin aynasıdır.

Nükleer Gölgenin Geri Dönüşü

Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte tarihe gömüldüğü sanılan nükleer tehdit, yeniden dünyanın üzerine çökmektedir. Büyük güçler arasındaki stratejik rekabet, silahlanma anlaşmalarının askıya alınması ve nükleer söylemin normalleşmesi, insanlığı telafisi mümkün olmayan bir eşiğe sürüklüyor. Nükleer caydırıcılık artık istikrar değil, kırılgan bir denge üretmektedir.

Bu denge bozulduğunda, saniyeler değil; şehirler, medeniyetler ve kuşaklar kaybolacaktır.

İklim Krizi: Sessiz Ama Acımasız Bir Saat

Kıyamet Saati’nin ilerlemesinde yalnızca silahlar değil, ihmal edilen doğa da pay sahibidir. Küresel sıcaklık artışı, aşırı hava olayları, su ve gıda krizleri artık geleceğin değil, bugünün meselesidir. Bilim insanları uyarıyor: İklim değişikliği, yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda jeopolitik, ekonomik ve insani bir tehdittir.

İklim krizi, yavaş ilerler gibi görünür; fakat sonuçları ani ve yıkıcıdır. Saatin tik takları bu yüzden daha ürkütücüdür.

Yapay Zekâ: Kurtarıcı mı, Kontrolsüz Bir Güç mü?

Son yıllarda Kıyamet Saati’ni ileri alan en yeni unsur ise yapay zekâdır. Kontrolsüz gelişen, etik ve hukuki çerçevelerden yoksun bırakılan yapay zekâ sistemleri; askeri karar alma mekanizmalarından bilgi savaşlarına kadar pek çok alanda risk üretmektedir.

İnsan zekâsının ürünü olan bu teknoloji, insanlığın denetiminden çıkarsa, sorumluluk kime ait olacaktır? Saatin ibresi, bu soruya verilen yanıtlara göre hareket etmektedir.

Bir Uyarı, Bir Son Değil

Kıyamet Saati bir kehanet değildir. Bu yönüyle umut da taşır. Saat, geri alınabilir. Ancak bunun için bilimsel aklın, siyasi cesaretin ve küresel iş birliğinin aynı noktada buluşması gerekir. Sessizlik, inkâr ve erteleme ise saatin gece yarısına biraz daha yaklaşması demektir.

Bugün 85 saniye kala hâlâ bir tercih şansımız var.

Sonuç: Zaman Hâlâ Bizimle Konuşuyor

İnsanlık, tarihte ilk kez bu kadar güçlü, bu kadar bağlantılı ve aynı zamanda bu kadar kırılgan. Kıyamet Saati bize şunu fısıldıyor:
Tehlike kaçınılmaz değil, fakat sorumluluk ertelenemez.

Zaman hâlâ konuşuyor. Soru şu:
Biz dinliyor muyuz?

Yorum Gönder