Kur’ân-ı Kerîm, Yahudilerden (Benî İsrail) çokça bahseder. Çünkü onlar, Hz. Musa’ya iman etmiş, Allah’ın vahyini almış, tarihte birçok peygamberle buluşmuş bir topluluktur. Ancak aynı zamanda Kur’an, Yahudiler hakkında hem övgüyle hem de eleştiriyle konuşur. Bu yüzden Kur’an’daki Yahudi tasviri tek boyutlu değil, hem uyarıcı hem de ders verici bir nitelik taşır.
1. Seçilmişlik ve Allah’ın Lütfu
- Kur’an, Yahudilerin Allah tarafından üstün nimetlere eriştirildiğini vurgular:
“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, sizi âlemlere üstün kıldım.” (Bakara, 2/47)
- Bu üstünlük, ilahi vahyin ve peygamberliğin içlerinden çıkması anlamındadır, ırksal ya da mutlak bir üstünlük değildir.
2. Peygamberlere İsyan ve İnkâr
- Yahudilerin çoğunun peygamberlere karşı geldiği, bazısını yalanladığı, bazısını öldürdüğü belirtilir:
“Onlar, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri yüzünden (lanetlendiler).” (Bakara, 2/61; Âl-i İmran, 3/112)
- İtaatsizlikleri, kalplerinin katılaşmasıyla anlatılır:
“Sonra kalpleriniz katılaştı, artık taş gibi, hatta daha da katıdır.” (Bakara, 2/74)
3. Kitabı Tahrif ve Ahitlerini Bozma
- Kur’an, Tevrat’ın hükümlerinin gizlendiğini veya çarpıtıldığını söyler:
“Onlardan bir grup var ki, Kitabı okurken onu dillerini eğip bükerler, böylece Kitap’tan sanırsınız, hâlbuki o Kitap’tan değildir.” (Âl-i İmran, 3/78)
- Allah’a verdikleri sözden dönmeleri, emanete riayet etmemeleri eleştirilir.
4. Haksızlık ve Dünyevileşme Eleştirisi
- Bazı Yahudilerin ölçü ve tartıda hile yaptığı, faizle uğraştığı, dünya sevgisine kapıldığı anlatılır:
“Onların birçoğunu günaha, düşmanlığa ve haram yemeye koşar halde görürsün.” (Maide, 5/62)
- Ayrıca, yaşam sevgilerinin güçlü olduğu, hatta ölümü hiç istemedikleri ifade edilir:
“Onların hayat sevgisini bütün insanlardan daha tutkulu bulursun.” (Bakara, 2/96)
5. Olumlu Örnekler ve Adil Yahudiler
- Kur’an, bütün Yahudileri aynı kefeye koymaz; içlerinden adaletli, Allah’a bağlı kimseler olduğunu da vurgular:
“Ehl-i Kitap içinde öyleleri vardır ki, gece saatlerinde Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar… Hayra çağırır, iyiliği emreder, kötülükten men ederler.” (Âl-i İmran, 3/113–114)
6. İslam ve Müslümanlarla İlişkileri
- Bazı Yahudilerin Hz. Peygamber’i (sav) ve Müslümanları kıskandıkları, düşmanlık ettikleri belirtilir:
“İnsanlardan, iman edenlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun.” (Maide, 5/82)
- Ancak yine devamında, Hristiyanların içinden yakın duranların da bulunduğu zikredilir.
Kur’an’da Yahudiler (Benî İsrail) hem ibret alınacak tarihî bir örnek, hem de peygamberlere muhatap olmuş bir topluluk olarak anılır. Eleştiriler, onların isyankâr, sözünden dönen, dünyevileşen kesimlerine yöneliktir. Övgü ise, içlerinden çıkan salih, adil ve Allah’a bağlı kimselere yapılır.
📌 Yani Kur’an, Yahudilere yönelik söyleminde toplu bir “ötekileştirme” değil, adaletli bir ayrım yapar: Haksızlık edenleri kınar, iyilik yapanları över.
Kur’ân’ın Yahudiler (Benî İsrail) hakkındaki anlatısı tam da bu noktada önem kazanıyor: “Üstünlük” ve “vadedilmişlik” meselesi, Allah’a bağlılık ve adaletle sınırlıdır; iman ve itaati terk ettiklerinde ellerinden alınır.
Bunu adım adım açalım:
1. “Seçilmişlik” Anlayışı
- Kur’an, İsrailoğullarının Allah tarafından nimetlerle donatıldığını kabul eder. Onlara kitap, hikmet, peygamberlik verilmiştir (Casiye, 16).
- Ancak bu, koşullu bir seçilmişliktir. İtaat ettiklerinde üstün, isyan ettiklerinde zelil olurlar.
“Sözümüzde durursanız, ben de size verdiğim sözü tutarım.” (Bakara, 2/40)
Yani seçilmişlik ebedî bir imtiyaz değil, sorumluluk gerektiren bir ahittir.
2. Vadedilmiş Toprak Meselesi
- Kur’an, Hz. Musa zamanında Allah’ın İsrailoğullarına topraklar vaat ettiğini söyler (Maide, 21).
- Fakat o dönemde bile “Azgınlık etmeyin!” diye uyarılırlar. Çünkü nimet, itaatsizlik karşısında geri alınır.
- Musa’nın kavmi korkaklık edip Allah’ın emrine uymayınca, “Kırk yıl boyunca yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşmaları” (Maide, 26) onlara yazılmıştır.
Bu bize şunu gösterir: “Vadedilmiş toprak” mutlak bir mülk değil, Allah’ın emrine sadık kalanların hakkıdır.
3. Neden “Lanetlendiler”?
Kur’an’da Yahudilerin bir kısmı için “lanet” ifadesi geçer. Bunun sebebi:
- Peygamberleri öldürmeleri,
- Kitabı bozup dünyevî çıkarlarına alet etmeleri,
- Allah’ın hükümlerini hiçe saymalarıdır.
“İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri ve sınırı aşmaları yüzündendir.” (Maide, 78)
Buradaki lanet, rahmetten uzaklaştırılma, ilahi bereketin kesilmesi anlamındadır.
4. Taş Kalplilik ve Dünyevî Arzular
- “Sonra kalpleriniz katılaştı, artık taş gibi hatta daha da katı oldu.” (Bakara, 74)
- Dünya sevgisi, mal-mülk arzusu, hayat hırsı onların eleştirilen en güçlü yanıdır:
“Onları, insanların hayat sevgisine en düşkünü olarak bulursun.” (Bakara, 96)
Bu yüzden ilahi ahdi ve vadedilmiş hakları ellerinden alınmıştır. Onlar hâlâ kendilerini üstün görseler de, Kur’an’a göre bu üstünlük çoktan sona ermiştir.
5. Hakların Geri Alınması
Kur’an’a göre:
- Allah’ın nimeti, salih kullarının hakkıdır.
- Azgınlık eden topluluklardan hak alınır, yerine Allah’a bağlı başka kullar getirilir.
“Eğer yüz çevirirseniz, Allah yerinize başka bir kavim getirir; onlar sizin gibi olmazlar.” (Muhammed, 38)
Sonuç
- Üstünlük iddiaları, Kur’an’a göre artık geçerli değildir.
- Allah’ın “laneti” ve rahmetten uzak kalmaları, onların kalplerinin taşlaşması ve dünya arzularına kapılmaları yüzündendir.
- “Vadedilmiş topraklar” da şartsız bir mülk değil, yalnızca Allah’a sadık kalanların hakkıdır.
Benî İsrail’in Hikâyesi
Bir vakitler seçilmiştiler…
Rableri onlara kitap verdi, peygamberler gönderdi, mucizelerle yol gösterdi.
Nil’in karanlığından özgürlüğe çıktılar, deniz yarıldı, dağ göğe yükseldi.
Ama kalpler ağırlaştı.
Nimet unutturur, bolluk kör eder, hırs kalbi taş eder.
Onlar da Rabb’in ahdini terk ettiler.
Peygamberlerini yalanladılar, kimini öldürdüler, kimini taşladılar.
Ve lanet, üzerlerine mühür gibi indi:
Bu lanet, bir kavme değil, azgınlık edenlere…
Adaletin yolunu terk edenlere,
Kitabı menfaat için eğip bükenlere…
Allah’ın rahmetinden uzak kalış, işte lanetin özü buydu.
“Vadedilmiş topraklar bizimdir” dediler.
Oysa toprak, taş ve ağaç değil; toprak, emanetin adıdır.
Emaneti koruyan hak sahibidir.
İsyanla, zulümle, masum kanıyla kutsal kılınmaz hiçbir yer.
Ve Rab buyurdu:
“Eğer sözünüzde durursanız, ben de sözümde dururum.
Ama yüz çevirirseniz, yerinize başka bir kavim getiririm.”
İşte o yüzden, üstünlük iddiaları artık boş bir yankıdır.
Hak, adaletle yaşar.
Toprak, temiz kalplere mirastır.
Ve Allah’ın rahmeti, taş kalplere değil,
İyiliğe yönelen yüreklere iner.