Sınırın Sessiz Çığlığı: Kamboçya–Tayland Çatışmalarında Kaybolan Hayatlar

Sınırın Sessiz Çığlığı: Kamboçya–Tayland Çatışmalarında Kaybolan Hayatlar

 

Sınırın Sessiz Çığlığı: Kamboçya–Tayland Çatışmalarında Kaybolan Hayatlar

Sınırın tozlu rüzgârları yeniden savaşın keskin kokusunu taşıyor. Kamboçya ile Tayland arasında yıllardır biriken gerilim, bir kez daha alevlenerek yüz binlerce sivili evlerinden, köklerinden, anılarından koparıyor. Ateşkesin her iki tarafça ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar, hakikatin gölgesini daha da karartırken, en büyük yükü yine sivil halk taşıyor: bir gecede boşalan köyler, yanlarında sadece belirsizliği alarak yola koyulan anne babalar, sessizliğe karışan çocuk ağlamaları…

Bu kadim coğrafya, tarih boyunca sınır taşlarının değiştiği, haritaların yeniden çizildiği bir sahne oldu. Ancak bugün yaşananlar, sadece askeri bir gerginlikten ibaret değil; aynı zamanda insani bir çöküşün resmidir. Sınır hattında bulunan yerleşimlerde insanlar, bir yandan top seslerini dinlerken, diğer yandan parçalanmış ailelerin kaygısını yüreklerinde taşıyor. Tarım arazileri boş, okullar kapalı, pazar yerleri sessiz. Hayat askıya alınmış durumda.

Her iki hükümet de ateşkesi diğerinin bozduğunu iddia ediyor. Bu karşılıklı suçlamalar, diplomatik seslerin arasında yankılanıyor; fakat gerilim, sahada yaşayanları korumaya yetmiyor. ABD Başkanı’nın araya girerek tansiyonu düşürmeye yönelik çabaları bile henüz beklenen etkiyi göstermiş değil. Diplomasi masasında çatışmayı durdurmak için yollar aranırken, sınırın her iki yanında da yoksunluk büyüyor, umut daralıyor.

Uluslararası toplum, bu çatışmanın jeopolitik tartışmaların ötesinde bir insanlık meselesi olduğunu görmek zorunda. Çünkü her patlayan mermi, sadece bir ihlali değil, bir evin dağılmasını; her yükselen duman, sadece bir mevzinin değil, bir yaşam hayalinin yok oluşunu temsil ediyor. Barış, bugün her zamankinden daha kırılgan, her zamankinden daha kıymetli.

Kamboçya–Tayland sınırındaki bu yeni çatışma dalgası, bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Coğrafi çizgiler devletler için birer sınır olabilir, ancak insanlar için sadece yaşamak istedikleri dünyanın kırılgan hatlarıdır. O hat kırıldığında, geriye sadece yerinden edilmiş hayatların sessiz ağıdı kalır.

Bu nedenle barış çağrısını güçlendirmek, çatışmanın ortasında kalan on binlerce aileye el uzatmak, yalnızca bölgenin değil, insanlığın vicdani görevidir. Çünkü o sınırın iki tarafında da aynı gökyüzü altında titreyen aynı korku var — ve bu korku, ancak adil, kalıcı ve samimi bir barışla dinebilir. TRT WORLD 

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski