Dijital çağın vicdanı, bazen bir cümleye, bazen tek bir dokunuşa sığar. Sosyal medya platformu X’te kısa sürede yayılan yeni bir akım da tam olarak bunu yansıtıyor: Kullanıcılar, yapay zekâ destekli görsel düzenleme araçlarıyla İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu fotoğraflardan siliyor. Ancak bu, sıradan bir estetik müdahale değil; güçlü bir politik ve ahlaki protesto biçimi.
Paylaşımlarda kullanılan komutlar son derece çarpıcı: “Savaş suçlusunu kaldır”, “Bebek katilini sil”. Bu ifadeler, yalnızca bir görseli değil, küresel kamuoyunda biriken öfkeyi, çaresizliği ve hesap sorma arzusunu da görünür kılıyor. Dijital bir eylem, sessiz ama yankısı büyük bir çığlığa dönüşüyor.
Dijital Aktivizmin Yeni Dili
Bu akım, sosyal medyada aktivizmin geldiği yeni noktayı gözler önüne seriyor. Artık protestolar yalnızca meydanlarda değil; algoritmaların, yapay zekânın ve görsellerin içinde de gerçekleşiyor. Kullanıcılar, geleneksel medya tarafından sıklıkla filtrelenen ya da görmezden gelinen eleştirileri, kendi ürettikleri içeriklerle küresel dolaşıma sokuyor.
Netanyahu’nun özellikle uluslararası liderlerle çekilmiş fotoğraflardan silinmesi, sembolik bir anlam taşıyor:
Bu, meşruiyetin reddi, siyasi yalnızlaştırma ve ahlaki mahkûmiyet çağrısıdır. Görseldeki boşluk, bir yok etme değil; aksine, sorumluluğun altını kalın bir çizgiyle çizme girişimidir.
Gazze’nin Gölgesi
Bu dijital protestonun arka planında, Gazze’de yaşanan insani felaket yatıyor. Özellikle sivillerin ve çocukların hedef alınması, dünya genelinde büyük bir vicdani kırılmaya yol açtı. Resmî açıklamalar, diplomatik dengeler ve siyasi hesaplar karşısında, bireyler kendi adalet dillerini yaratıyor.
Yapay zekâ burada bir araç; asıl güç, onu yönlendiren toplumsal hafızada. Silinen yalnızca bir figür değil, aynı zamanda sessiz kalmanın da fotoğraftan çıkarılmasıdır.
İfade Özgürlüğü mü, Dijital Linç mi?
Elbette bu trend tartışmaları da beraberinde getiriyor. Kimileri bunu ifade özgürlüğünün yaratıcı bir biçimi olarak görürken, kimileri dijital linç kültürünün yeni bir örneği olarak değerlendiriyor. Ancak tartışmasız olan bir gerçek var:
Bu akım, küresel kamuoyunun belirli bir siyasi figüre ve temsil ettiği politikalara yönelik derin öfkesini açıkça ortaya koyuyor.
Sonuç: Görünmeyen Boşluğun Sesi
Fotoğraflardan silinen Netanyahu’nun bıraktığı boşluk, aslında çok şey söylüyor. Bazen bir figürü silmek, onu unutturmak değil; tam tersine, tarihin önüne çıkarmaktır. Dijital çağda hafıza artık yalnızca arşivlerde değil, kolektif tepkilerde yaşıyor.
Bu trend, bize şunu hatırlatıyor:
Adalet talebi, biçim değiştirir ama asla kaybolmaz. Ve bazen en güçlü protesto, bir fotoğraftaki sessizliktir.
