Kuzey Gazze’de Dönüş: Enkazın İçinde Hayata Tutunmak

Kuzey Gazze’de Dönüş: Enkazın İçinde Hayata Tutunmak

Kuzey Gazze’de zaman, artık takvimlerle değil; yıkıntıların gölgesinde atılan adımlarla ölçülüyor. İki yılı aşkın süredir devam eden İsrail saldırılarının ardından, yerlerinden edilen aileler, parçalanmış mahallelerine geri dönmeye başladı. Ancak bu dönüş, bir “eve varış”tan çok, hayatta kalma mücadelesinin yeni bir perdesi niteliğinde.

Enkaz Altında Bir Yurt

Bir zamanlar çocuk seslerinin yankılandığı sokaklar, bugün moloz ve beton yığınlarıyla dolu. Evlerin çoğu ya tamamen yıkılmış ya da yaşanamaz halde. Geri dönen aileler, duvarları olmayan odalarda, çatısı çökmüş yapılarda barınmaya çalışıyor. Enkaz, yalnızca fiziksel bir yıkımı değil; aynı zamanda hafızaların, anıların ve bir toplumsal düzenin parçalanışını temsil ediyor.

Temel Hizmetler Yokluğun Adı Oldu

Elektrik neredeyse hiç yok. Temiz suya erişim son derece sınırlı. Sağlık merkezleri ya yıkılmış ya da işlevsiz. Eğitim, bir lüks hâline gelmiş durumda; okullar enkaz altında, öğretmenler dağılmış, çocuklar ise travmanın sessiz tanıkları. Günlük yaşam, en temel ihtiyaçları karşılama çabasına indirgenmiş durumda: bir parça ekmek, bir bidon su, birkaç saatlik güvenlik hissi.

Her Gün Yeniden Başlayan Hayatta Kalma Mücadelesi

Kuzey Gazze’de geri dönüş, bir umut eylemi olduğu kadar cesaret sınavı. Aileler, mayın ve patlamamış mühimmat tehlikesi altında yaşamlarını yeniden kurmaya çalışıyor. Gıda fiyatları fahiş, iş imkânları yok denecek kadar az. Buna rağmen insanlar dönüyor; çünkü toprak, yalnızca üzerinde yaşanan bir alan değil, kimliğin ve aidiyetin sessiz tanığı.

Sessiz Bir Direnç

Bu dönüşlerde yüksek sesli sloganlar yok. Direniş, sessiz ve gündelik: yıkılmış bir duvarın önünde çay demlemek, enkazdan çıkarılan bir kapıyı yeniden takmak, çocuklara “burası bizim evimizdi” diye anlatmak. Bu, silahsız ama derin bir direnç biçimi; var olma ısrarının en sade hâli.

Uluslararası Topluma Düşen Sorumluluk

Kuzey Gazze’deki tablo, yalnızca insani bir kriz değil; aynı zamanda küresel vicdanın sınavıdır. Yeniden inşa, acil insani yardım ve sürdürülebilir çözümler olmadan bu dönüşler kalıcı olamaz. Sessizlik, yıkımı uzatır; geç kalınmış her adım, hayatta kalma mücadelesini daha da ağırlaştırır.

Son Söz

Kuzey Gazze’de aileler, enkazın içinden hayata tutunuyor. Bu topraklarda umut, betonun altından filizlenen bir bitki gibi inatçı ve kırılgan. Her dönüş, “buradayız” diyen sessiz bir cümle; her ayakta kalma çabası, insan onurunun hâlâ teslim olmadığının kanıtı. Bu hikâye, yalnızca Gazze’nin değil, insanlığın ortak sorumluluğudur.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski