Nil Nehri, Güney Sudan için yüzyıllardır yaşamın kaynağı oldu. Toprağı besledi, insanı ayakta tuttu, medeniyetleri şekillendirdi. Ancak bugün, Nil’in kollarında uzanan Sudd Bataklıkları’nda bu hayat veren damar, yavaş ama kararlı bir biçimde başka bir hikâye yazıyor. Sular yükseliyor, adalar küçülüyor ve yaşam, her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Buna rağmen Sudd’un insanları gitmeyi reddediyor. Çünkü burası yalnızca yaşadıkları yer değil; kimlikleri, hafızaları ve kaderleri.
Afrika’nın en büyük sulak alanlarından biri olan Sudd, mevsimsel taşkınlarla şekillenen kırılgan bir dengeye sahip. Son yıllarda artan yağışlar ve iklim değişikliğinin etkileri, bu dengeyi bozmuş durumda. Nil’in taşıdığı su artık bereketten çok belirsizlik getiriyor. Evler sular altında kalıyor, tarım alanları kayboluyor, hayvanlar için otlaklar daralıyor. Ancak bu tablo, zorunlu bir göçü değil, dirençli bir uyumu beraberinde getiriyor.
Sudd toplulukları, adalarına sıkı sıkıya bağlı. Devletin ve yardım kuruluşlarının sunduğu yeniden yerleşim önerileri, çoğu zaman geri çevriliyor. Çünkü karada kurulan yeni hayat, onlar için yabancı ve kırılgan. Bataklık ise zorlu olmasına rağmen tanıdık. İnsanlar evlerini yükseltiyor, kanolarını günlük yaşamın merkezine koyuyor, balıkçılık ve hayvancılığı değişen koşullara göre yeniden şekillendiriyor. Su yükseldikçe, yaşam da onunla birlikte yeniden inşa ediliyor.
Bu direnç, romantik bir inattan ibaret değil; derin bir aidiyetin ifadesi. Sudd halkı için bu coğrafya, ataların mirası ve geleceğin teminatı. Adaları terk etmek, yalnızca bir yer değiştirme değil, köklerinden kopmak anlamına geliyor. Bu nedenle yükselen sular karşısında verdikleri mücadele, aynı zamanda kültürel bir varoluş mücadelesi.
Uzmanlar, bu direncin tek başına yeterli olmayacağı konusunda uyarıyor. İklim değişikliği hızlandıkça, Sudd’un daha sık ve daha yıkıcı taşkınlarla karşı karşıya kalması bekleniyor. Bu noktada ihtiyaç duyulan şey, zorunlu göç politikaları değil; yerinde uyumu destekleyen, yerel bilgiyi merkeze alan uzun vadeli çözümler. Sudd halkının yüzyıllardır suyla kurduğu ilişki, modern politikaların rehberi olabilir.
Nil, Güney Sudan’a hâlâ hayat veriyor. Ancak Sudd Bataklıkları’nda bu hayat, artık bir mücadeleyle iç içe. Yükselen sulara rağmen adalarından vazgeçmeyen insanlar, dünyanın geri kalanına sessiz ama güçlü bir mesaj gönderiyor: Toprak sadece üzerinde yaşanan bir alan değil, uğruna direnen bir hafızadır.
