Pekin’de İnce Denge: Xi–Lee Zirvesi, Çin–Güney Kore İlişkileri ve Kore Yarımadası’nın Geleceği

Pekin’de İnce Denge: Xi–Lee Zirvesi, Çin–Güney Kore İlişkileri ve Kore Yarımadası’nın Geleceği

 

Doğu Asya’nın jeopolitik satrancında yeni bir hamleye hazırlanılıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’u Pazartesi günü Pekin’de ağırlamaya hazırlanırken, bu zirve yalnızca iki başkent arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Kore Yarımadası’nın kaderini ve bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor.

Son yıllarda Seul–Pekin hattında biriken gerilimler, ekonomik karşılıklı bağımlılığa rağmen siyasi güvensizlikle derinleşmişti. Güney Kore, özellikle Kuzey Kore meselesinde Çin’in artan etkisini göz ardı edemeyeceğinin farkında. Bu nedenle Lee Jae Myung yönetimi, Pekin ile ilişkileri yeniden dengelemeyi ve Çin’i Pyongyang ile yeniden diyalog kapılarını aralamaya ikna etmeyi stratejik bir öncelik olarak görüyor.

Ancak Seul’ün yürüdüğü yol dar ve dikkat gerektiriyor. Bir yanda Çin ile ilişkileri onarma arzusu, diğer yanda ise ABD ile sürdürülen güvenlik ittifakının vazgeçilmezliği bulunuyor. Güney Kore için mesele, bir tercihten ziyade bir denge sanatı: Büyük güçler arasında savrulmadan, ulusal güvenliği ve bölgesel istikrarı aynı anda koruyabilmek.

Pekin cephesinde ise bu zirve, Çin’in bölgesel arabulucu rolünü yeniden pekiştirme fırsatı sunuyor. Kuzey Kore üzerindeki sınırlı fakat kritik etkisini diplomatik bir koz olarak kullanmak isteyen Çin, aynı zamanda ABD’nin Asya-Pasifik’teki nüfuzuna karşı Güney Kore ile daha yapıcı bir ilişki tesis etmeyi hedefliyor. Şi Cinping için Lee ile yapılacak görüşme, Çin’in “istikrar sağlayıcı güç” söylemini somutlaştırabileceği önemli bir vitrin niteliğinde.

Kuzey Kore meselesi ise tüm bu diplomatik temasların merkezinde yer alıyor. Pyongyang’ın artan füze denemeleri ve nükleer programı, yalnızca Güney Kore’yi değil, tüm bölgeyi tedirgin ediyor. Seul, Çin’in devreye girmesiyle askıya alınmış diyalog kanallarının yeniden canlandırılabileceğine inanıyor. Ancak bu beklentinin ne ölçüde karşılık bulacağı, Pekin’in Pyongyang üzerindeki nüfuzunu ne kadar kullanmak isteyeceğine bağlı.

Pekin’deki zirve, tek başına mucizevi bir çözüm vaat etmiyor. Fakat diplomasi bazen büyük sonuçları küçük adımlarla başlatır. Bu buluşma da, Doğu Asya’da gerilimle örülmüş sessizliği, temkinli bir diyalogla delme girişimi olarak kayda geçebilir. Dünya, bu görüşmeden çıkacak mesajları dikkatle izleyecek; çünkü bu mesajlar yalnızca iki ülkenin değil, bölgenin yarınını da şekillendirebilir.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski