Tarihte bazı anlar vardır ki, yalnızca bireylerin kaderini değil, yerleşik siyasi kabulleri de sarsar. Dün Rus uçaklarından saklanarak hayatta kalmaya çalışan bir aktörün, bugün Kremlin’de devlet töreniyle karşılanması, tam da böyle bir kırılma anıdır. Bu tablo, romantik anlatıların değil, çıplak jeopolitiğin eseridir. Ve çoğu zaman, hakikat en zor hazmedilen şeydir.
Güç Siyaseti Ahlakla Değil, Sonuçla Ölçülür
Uluslararası ilişkilerde kalıcı olan, niyetler değil sonuçlardır. Devletler, sahadaki güç dengelerine, fiilî kontrol alanlarına ve kriz yönetme kapasitesine bakar. Dün “yok sayılan” ya da “geçici” görülen aktörlerin, bugün protokol sıralarında yer alması; ahlaki bir ödüllendirme değil, stratejik bir kabuldür.
Kremlin’de verilen tören, bir şahsın geçmişine duyulan sempatiyi değil, bugünün gerçekliğine duyulan zorunlu saygıyı temsil eder. Büyük güçler, sahada karşılığı olanla konuşur. Bu, serttir; ama uluslararası düzenin değişmeyen kuralıdır.
İdeolojik Körlük ve Okuma Hataları
Bazı siyasi çevreler, dünyayı hâlâ eski ezberlerle okumakta ısrar ediyor. Oysa dünya, çoktan başka bir evreye geçti. Devletler artık ideolojik saflığa değil, denge kurabilen aktörlere yatırım yapıyor. Sahada ayakta kalan, masada da yer buluyor.
Bu noktada yaşanan rahatsızlık, aslında bir kişi ya da törene değil; yanlış çıkan analizlere, çöken beklentilere ve boşa düşen siyasi anlatılara yöneliktir. Çünkü kabullenilmesi en zor olan şey, “bizim olmayacağını söylediğimiz şeyin gerçekleşmiş olmasıdır.”
Türkiye Perspektifinden Okunduğunda
Türkiye gibi kriz coğrafyalarının tam ortasında yer alan ülkeler için bu tablo yabancı değildir. Ankara, sahada gücü olanla konuşmanın bir mecburiyet olduğunu çoktandır biliyor. Devlet aklı, duygularla değil; sonuçlarla hareket eder. Bugün Kremlin’de yaşanan sahne, Türkiye’nin yıllardır savunduğu bu gerçekçi yaklaşımın küresel ölçekte de geçerliliğini koruduğunu göstermektedir.
Tarih Unutmaz, Siyaset Beklemez
Tarih, kimin haklı olduğunu uzun vadede yazar. Ancak siyaset, bugünü yönetmek zorundadır. Dün bombalardan kaçanların bugün saraylarda ağırlanması, tarihin ironisi değil; siyasetin doğasıdır. Bu doğayı reddedenler, olaylara değil; kendi kabullerine sadık kalırlar. Ve çoğu zaman, en büyük hayal kırıklıkları da buradan doğar.
Sonuç: Gerçeklik Her Zaman Geri Döner
Hazmedilemeyen, bir devlet töreni değildir. Hazmedilemeyen, dünyanın ideolojik temennilere göre değil; güç, denge ve zorunluluklara göre şekillenmesidir. Ancak gerçeklik, er ya da geç kapıyı çalar. Bugün Kremlin’de verilen görüntü, tam olarak bunu hatırlatmaktadır:
Dün hayatta kalmaya çalışanlar, bugün oyunun kurallarını değiştirebilir. Ve dünya, bunu alkışlamasa bile kabul eder.
