İnsan Bitti” Sözü Üzerine: Bir Çöküş Tespiti mi, Bir Uyanış Çağrısı mı?

İnsan Bitti” Sözü Üzerine: Bir Çöküş Tespiti mi, Bir Uyanış Çağrısı mı?

“Oytun Hoca ‘insan bitti’ demiş.”
Bu kısa cümle, ilk bakışta karamsar bir yakınma gibi okunabilir. Oysa dikkatle bakıldığında, bu söz bir yorgunluğun değil; derin bir muhasebenin ürünüdür. Bir dönemin ruhuna, insanın kendi elleriyle inşa ettiği yalnızlığa ve değer kaybına dair güçlü bir teşhistir.

Bu ifade, insan türünün biyolojik sonuna işaret etmez. Aksine, insan olmanın anlamını yitirmesine dair sert bir uyarıdır. Bugün insan hayattadır; fakat vicdanı suskun, merhameti yorgun, adalet duygusu ise pazarlığa açık hâle gelmiştir.

Değerlerin Aşınması ve Hızın Tahakkümü

Modern çağ, insana tarihte hiç olmadığı kadar imkân sundu. Bilgiye ulaşmak saniyeler aldı, mesafeler ortadan kalktı, güç bireyin avucuna kadar indi. Ancak bu bolluk, beraberinde bir yoksullaşmayı getirdi: anlam yoksulluğu.

Hız, düşüncenin önüne geçti. Tepki, tefekkürün yerini aldı. İnsan, durmayı ve sormayı unuttu. “Neden?” sorusu yerini “Nasıl daha hızlı?” sorusuna bıraktı. Bu dönüşüm, insanı üretken kıldı ama hikmetsiz bıraktı.

Bugün kötülük çoğu zaman bağırarak değil, sıradanlaşarak ilerliyor. Adaletsizlik büyük krizlerle değil, küçük kabullenişlerle normalleşiyor. İnsan, olan biteni izliyor; fakat müdahil olmuyor. İşte bu sessizlik, “insan bitti” sözünün asıl zeminidir.

Dijital Kalabalıkta Derin Yalnızlık

Hiçbir çağda insanlar bu kadar bağlantıda olup bu kadar yalnız olmamıştı. Herkes konuşuyor, herkes paylaşıyor; ama kimse gerçekten dinlemiyor. İletişim arttı, temas azaldı. Empati, emojiye; acı, başlığa; vicdan, trendlere indirgendı.

İnsan artık başkasının acısına bakıyor ama durmuyor. Görüyor ama hissetmiyor. Çünkü hissetmek sorumluluk doğurur. Sorumluluk ise konforu bozar. Modern insan, konforunu korumak uğruna insanlığından sessizce feragat ediyor.

“İnsan Bitti” Bir Hüküm Değil, Bir Alarmdır

Bu noktada şu ayrımı yapmak gerekir:
“İnsan bitti” demek, umudu terk etmek değildir. Aksine, son anda çalınan bir alarmdır.

Tarih boyunca insanlık defalarca çöküşün eşiğine geldi. Her seferinde yeniden ayağa kalkmasını sağlayan şey teknoloji değil, ideoloji değil; ahlaki silkiniş oldu. İnsan, kendini sorguladığında yeniden insan oldu.

Bugün de benzer bir eşikteyiz. Ya tamamen ölçülebilir, programlanabilir, fayda odaklı bir varlığa dönüşeceğiz; ya da insanı yeniden merkeze alan bir değer dünyasını inşa edeceğiz. Bu tercih ertelenemez bir tercihtir.

Asıl Soru: Vazgeçtik mi, Uyanacak mıyız?

Belki insan bitmedi.
Belki sadece yoruldu.
Belki de insan, insan olmanın bedelinden kaçtığı için bu cümle bize bu kadar ağır geliyor.

“İnsan bitti” sözü, bir son cümle değil; bir aynadır. O aynaya bakıp yüzümüzü çevirirsek gerçekten biteriz. Ama bakıp kendimizi düzeltirsek, bu çağ yeniden insanın çağı olabilir.

Sonuç olarak mesele şudur:
İnsanlık bize miras değil, emanettir.
Ve emanetler, ancak sorumluluk alanların elinde yaşar.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski