İsimsiz şiirler insan bir emanettir...

İsimsiz şiirler insan bir emanettir...


İnsan, bir emanettir göğe açılan avuçta,
Merhametle yoğrulmazsa taş kesilir yüreği.
İyilik; sessiz bir dua gibi dolaşır sokakta,
Adı anılmaz çoğu zaman, ama ayakta tutar ülkeyi.

Bir çocuk gülüşünde başlar vatan sevgisi,
Bir annenin sabrında kök salar derine.
Toprak, kanla değil sadece;
Vicdanla da mühürlenir kaderine.

Ey insan!
Büyüklük, yüksek sesle değil,
Yük taşırken eğilmeyen omuzdadır.
Merhamet, zayıflık değil;
Bir milleti ayakta tutan en sert zırhtır.

Bu vatan,
Sadece sınır çizgisi değil haritada;
Bir ahlâk davasıdır,
Bir ekmek parçasını bölüşme iradesi,
Bir yetimin başını okşama cesareti.

İyilikle yürüyen şaşmaz yolunu,
Merhametle bakan karartmaz yarını.
Çünkü insan, insan kalabildiği sürece
Yücelir bayrak,
Derinleşir toprak,
Ve vatan olur yarını.



Bir yaprak düşer,
kimse alkışlamaz.
Ama toprak bilir,
her düşüş bir kavuşmadır.

Ağaç, yalnız kendisi için yeşermez,
Gölgesini paylaşır sessizce.
Kuş, şarkısını saklamaz,
Sabah herkesindir çünkü sevinç de.

İnsan, öğrenirse rüzgârdan,
Kırmadan dokunmayı;
Hayvan, bakışıyla hatırlatır
Unuttuğumuz sadakati.

Bir su birikintisi etrafında
Aynı susuzlukla eğilir hayat.
Tür farkı yoktur aynada,
Yansıma hep aynıdır: ihtiyaç.

Mutluluk,
Çoğu sandığı gibi bir zirve değil,
Bir elin başka bir ele
Zarar vermeden değmesidir.

Dayanışma,
Köklerin yer altında kurduğu gizli anlaşma.
Ağaçlar ayakta kalır böyle,
İnsan da öyle…
Unutursa devrilir, hatırlarsa orman olur.

Ve dünya,
Birlikte nefes alanlara yurt olur ancak.
Toprak, hayvan, insan ve umut
Aynı cümlede buluşursa
Gerçekten yaşanır bu hayat.



Zaman,
saçlarımıza düşen ilk akta başlar aslında,
gençlik sandığımız şey
aceleyle harcanmış bir bahardır çoğu kez.

Gençlik,
gürültülü bir rüzgâr gibi geçer içimizden;
her şeye yeter gücü vardır
ama durup bakmaya vakti yoktur.

Yaşlılık,
zamanın intikamı değil,
hakikatin sesini yükseltmesidir.
İnsan, en doğru cümlelerini
en yavaş yürüdüğü çağda kurar.

İman,
ne yaş ister ne kuvvet;
bir çiçek gibi büyür kalpte,
ezilirse susar,
sulanırsa kök salar.

İnsan,
bazen gençtir ama yorgun,
bazen yaşlıdır ama umutlu.
Onu ayakta tutan yıllar değil,
inandığı anlamdır.

Ve çiçekler…
Onlar ne zamanı sorgular
ne yaşlanmaktan korkar.
Açarlar, solarlar
ve bize şunu fısıldarlar:
Ömür kısa,
güzel kalmak mümkündür.


Sevgi,
kalbe konmuş bir emanet gibi durur,
görünmez ama yokluğu hemen hissedilir.
İnsan, sabahı onunla karşılayınca
yaşamak bir görev değil,
bir şükür olur.

Yaradan,
insana duyguları verirken ölçü koymadı;
merhameti fazla olsun diye,
umudu tükenmesin diye.
Gözyaşı bu yüzden tuzludur,
sevinç bu yüzden hafif.

Bir çiçeğin açışı
tesadüf değildir dünyada.
Renk, bir dua;
koku, bir davettir.
Toprak, sabırla bekler,
sevgiyle karşılık verir.

İnsan da böyledir aslında;
ilgiyle yeşerir,
ihmal edilince solar.
Bir bakış, bir söz,
bir omuz…
Bazen hayatı yeniden başlatır.

Dünya,
sadece üzerinde yürüdüğümüz bir yer değil;
Yaradan’ın
“güzel bakın” diye bıraktığı bir işarettir.
Ağaçlar ayakta durmayı,
çiçekler zarafeti öğretir.

Ve insan,
sevgiyle baktığı sürece
bu dünyada yabancı değildir.
Çünkü sevgi,
yaşama sevincinin dili;
yaratılışın kalpte attığı en sahici sestir.



Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski