Dijital Çağda Çocuk, Kültür ve İdeoloji
Josh Hawley’in Netflix Eleştirisi Üzerinden Küresel Bir Tartışma
Modern çağda ekranlar yalnızca görüntü sunmaz; değer taşır, anlam inşa eder, zihinlere sessizce dokunur. İşte tam da bu nedenle ABD’li Senatör Josh Hawley’in, Netflix’e yönelik şu çıkışı küresel bir yankı uyandırmıştır:
“Netflix, çocuklarımıza transseksüel ideolojisini empoze etmeye çalışıyor ve onlar bunda bir sorun görmüyor.”
Bu ifade, yalnızca bir politik eleştiri değil; kültür, aile, çocuk hakları ve dijital platformların sorumluluğu üzerine derin bir tartışmanın kapısını aralamaktadır.
Dijital Platformlar: Eğlence mi, Kültürel Mühendislik mi?
Netflix ve benzeri küresel dijital platformlar artık yalnızca içerik üreticisi değildir.
Onlar aynı zamanda:
- Kültür taşıyıcısı
- Norm belirleyici
- Yeni kuşakların dünyayı algılama biçimini şekillendiren aktörlerdir
Hawley’in itirazı, tam da bu noktaya odaklanır:
Çocuklara yönelik içeriklerde ideolojik bir yönlendirme var mı, varsa bunun sınırı kim tarafından çizilmeli?
Bu soru, yalnızca ABD’ye değil; Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar tüm toplumlara aittir.
Çocuk ve İdeoloji Arasındaki Kırılgan Hat
Çocuklar, eleştirel düşünme mekanizmaları henüz tam gelişmemiş bireylerdir.
Bu nedenle:
- Yetişkinler için “ifade özgürlüğü” olan bir içerik
- Çocuklar için “yönlendirici bir telkin” haline gelebilir
Buradaki temel mesele, trans bireylerin varlığı ya da hakları değil;
bu konuların hangi yaşta, hangi bağlamda ve nasıl sunulduğudur.
Hawley’in eleştirisi, özellikle şu noktada yoğunlaşır:
Ailelerin değerleriyle çelişen ideolojik anlatıların, ebeveyn onayı olmadan çocuklara sunulması.
Netflix Cephesi ve “Temsil” Savunması
Netflix ise bu eleştirilere genellikle şu çerçevede yanıt vermektedir:
- “Çeşitliliği yansıtıyoruz”
- “Gerçek dünyayı olduğu gibi gösteriyoruz”
- “Kimseyi dışlamıyoruz”
Bu savunma, modern liberal anlayışın temel argümanlarından biridir.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken kritik bir gerçek vardır:
Temsil ile telkin arasındaki çizgi her zaman net değildir.
Özellikle çocuk içeriklerinde bu çizgi daha da incelir, daha da hassaslaşır.
Asıl Soru: Kim Karar Veriyor?
Bu tartışmanın merkezinde tek bir soru duruyor:
Çocukların zihinsel ve ahlaki gelişiminde nihai söz kime aittir?
Aileye mi, devlete mi, yoksa küresel teknoloji şirketlerine mi?
Josh Hawley’in çıkışı, bu soruya verilen mevcut cevaptan duyulan rahatsızlığın bir yansımasıdır.
Bu rahatsızlık, yalnızca muhafazakâr bir refleks olarak okunmamalıdır;
aynı zamanda egemenlik, kültürel bağımsızlık ve çocuk hakları bağlamında değerlendirilmelidir.
Sonuç: Yasak mı, Sorumluluk mu?
Bu mesele basit bir “yasaklansın” ya da “özgür olsun” ikilemiyle çözülemez.
Gereken şey:
- Şeffaf içerik sınıflandırmaları
- Güçlü ebeveyn denetim mekanizmaları
- Çocuklara yönelik içeriklerde ideolojik hassasiyet
- Küresel platformların yerel kültürlere karşı daha sorumlu bir yaklaşımıdır
Çünkü çocuklar, hiçbir ideolojik mücadelenin cephesi değildir.
Onlar, korunması gereken bir gelecektir.
Ve gelecek, sessizce izlediğimiz ekranlarda şekillenmektedir.
