Fransa Kiminle Savaşa Hazırlanıyor?

Fransa Kiminle Savaşa Hazırlanıyor?

Gölgesini Avrupa’nın Üzerine Düşüren Yeni Askeri Planlar Rusya’ya mı Yöneliyor?

Küresel belirsizliğin ağır bir sis gibi ufku örttüğü bu çağda, Fransa’nın askeri hazırlıkları Avrupa’nın damarlarında yeni bir tedirginlik akışı yaratıyor. Bir kıtanın yüzyıllardır defalarca sınandığı güç dengesi, bugün yeniden bir kırılma eşiğine sürüklenirken, Paris’ten yükselen stratejik sinyaller uluslararası düzenin yönünü sorgulatıyor.

Fransa, son iki yıldır savunma doktrinini köklü biçimde güncelliyor; bütçesini artırıyor, askeri konuşlanmalarını yeniden düzenliyor, ordusunu “yüksek yoğunluklu savaş” konseptine hazırlıyor. Peki bu hazırlıklar kime karşı? Sessizce işaret edilen tehdit gerçekten Rusya mı? Yoksa görünür olan başka bir jeopolitik fırtınanın yalnızca dış yüzü mü?


Fransa’nın Yeni Savunma Doktrini:

Yüksek Yoğunluklu Savaşın Gölgesi**

Modern savaşın değişen ritmine ayak uydurmak isteyen Fransa, 2024–2030 askerî planlamasını tarihin en kapsamlı güncellemelerinden biriyle şekillendirdi. Resmî belgelerde kullanılan “yüksek yoğunluklu çatışma” vurgusu; tanklardan topçulara, siber ordulardan hava kuvvetlerine kadar geniş bir hazırlık yelpazesine işaret ediyor.

Bu ifade, diplomatik kılıflarla yumuşatılmaya çalışılsa da Avrupa’nın stratejik aklında tek bir ülkeyi çağrıştırıyor: Rusya.

Ukrayna Savaşı’nın Avrupa’nın kapılarına taşıdığı gerçek, Paris’in güvenlik reflekslerini keskinleştirdi. Fransa, NATO’nun doğu kanadındaki rolünü güçlendiriyor, Doğu Avrupa’ya ek birlikler gönderiyor ve nükleer caydırıcılığını açık biçimde hatırlatıyor.


Paris’in Doğuya Dönük Bakışı:

Bir İhtimalin Soğuk Işığı**

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un son yıllarda yaptığı açıklamalar dikkat çekici biçimde açık:
“Rusya’nın Ukrayna’da kazanmasına izin veremeyiz.”
“Avrupa kendi güvenliğini kendi omuzlarında taşımayı öğrenmelidir.”

Bu sözler yalnızca siyasi bir duruş değil; aynı zamanda stratejik bir yön değişimi.

Paris’e göre Rusya’nın olası bir zaferi, Avrupa’nın doğu sınırlarını aşındıracak, Litvanya’dan Polonya’ya kadar NATO’nun kırılgan halkalarını hedef haline getirecek ve kıtanın güvenlik mimarisini çökertebilir. Bu nedenle Fransa, Rusya’yı bugün Avrupa’nın tek gerçek konvansiyonel tehdidi olarak görüyor.

Ancak Fransa’nın yaklaşımı yalnızca savunma değil; aynı zamanda caydırıcılık. Bu caydırıcılık, “savaş isteği” değil, “savaşın kıtayı yutmasını engelleme arzusu” olarak tanımlanıyor.


Askeri Modernizasyonun Derinliği

Fransa’nın adımlarına baktığımızda tablo çok daha netleşiyor:

• Savunma Bütçesi Tarihi Zirvede

2030’a kadar 400 milyar euroyu aşacak dev bir yatırım planlanıyor. Bu rakam, ülkenin Soğuk Savaş sonrasında gördüğü en yüksek seviye.

• Nükleer Caydırıcılık Yenileniyor

Fransa, Avrupa’nın tek bağımsız nükleer gücü olma özelliğini koruyor. Denizaltı ve hava konuşlu nükleer sistemlerin modernizasyonu hızlandırıldı.

• Doğu Avrupa’da Daha Fazla Asker

Litvanya ve Romanya başta olmak üzere NATO’nun doğu kanadı güçlendiriliyor.

• Endüstriyel Seferberlik

Fransız savunma sanayiine “daha hızlı üretim” çağrısı yapıldı. Cephane, insansız hava araçları ve elektronik harp sistemlerinde üretim kapasitesi artırılıyor.

Bu adımlar yalnızca “ekonomik” değil; Avrupa’nın güvenlik dokusunu yeniden örmeye dönük “stratejik” hamleler.


Fransa Rusya’yla Savaşa mı Hazırlanıyor?

Yoksa Savaşı Uzak Tutmaya mı?**

Avrupa’nın güç dengesi, tarihin her döneminde ince bir çizgi üzerinde yürüdü. Bugün de o çizgi yeniden belirginleşiyor. Fransa’nın hazırlıkları bir saldırı planının değil; olası bir büyük çatışmanın kapıyı çalmasını engelleme arzusunun yansıması.

Fransa’nın odaklandığı esas mesele, Rusya’nın Avrupa’nın doğusundaki ilerleyişinin bir gün NATO sınırlarına dayanma ihtimali. Paris, bu senaryonun gerçekleşmemesi için caydırıcılığı güçlendirmeye çalışıyor.

Bu yüzden Fransa’nın hazırlığı bir savaş isteği değil, savaşın karanlığını kıtadan uzak tutma çabasıdır.

Kıtanın Üzerinde Asılı Duran Sessiz Bir Soru**

Bugün Avrupa’nın gökyüzünde dolaşan ağır bulutlar, kıtayı 20. yüzyılın gerilimlerine benzeyen bir döneme taşıyor. Fransa'nın attığı adımlar, yalnızca kendi ulusal güvenliğini değil; Avrupa’nın geleceğini şekillendirme iddiasını da taşıyor.

Rusya ile ilgili endişeler açık; hazırlıklar belirgin; diplomatik mesajlar net.
Ancak tüm bu hareketlerin özünde, savaşın kıyıya vurmasını engelleme iradesi bulunuyor.

Tarihin rüzgârı sert esiyor…
Ve Fransa, bu rüzgârın Avrupa’yı savurmasına izin vermemek için şimdiden gardını alıyor.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski