Bazı şehirler vardır; haritalarda bir nokta gibi görünür, fakat tarih söz konusu olduğunda bir medeniyetin kalbi hâline gelir. Kerkük, işte tam da böyledir. Taşında destan, sokağında ağıt, insanında direnç taşıyan bu kadim şehir; bugün bir sanatçının ziyaretiyle yeniden hatırlanmış, yeniden duyulmuştur. Türk dünyasının sevilen sesi Şemistan Alizamanlı’nın Kerkük’te verdiği o kare, yalnızca bir anın fotoğrafı değil; asırlık bir hafızanın günümüze yansımasıdır.
Sanatçı Kimliğinin Ötesinde Bir Temsil
Şemistan Alizamanlı, yalnızca bir sanatçı değildir. O, Türk dünyasının ortak duygusunu notalara döken, sesiyle sınırları aşan bir kültür elçisidir. Azerbaycan’dan Anadolu’ya, Orta Asya’dan Kerkük’e uzanan geniş bir gönül coğrafyasında, onun sesi tanıdıktır. Çünkü bu ses; zaferi de, hüznü de, sürgünü de, umudu da bilir.
Kerkük ziyareti, bu nedenle bireysel bir seyahat olarak okunamaz. Bu ziyaret, parçalanmış coğrafyaların birbirini hatırlamasıdır. Unutulmaya zorlanan bir kimliğin, sanat yoluyla yeniden görünür kılınmasıdır.
Kerkük: Türk Dünyasının
Kerkük, yüzyıllardır Türk kimliğinin Orta Doğu’daki en canlı damarlarından biridir. Ancak bu damar, uzun süredir baskı, çatışma ve siyasal hesaplar arasında sıkışmıştır. Dilin susturulduğu, kültürün gölgede bırakıldığı her dönemde Kerkük, direncini müzikle, edebiyatla ve hafızayla korumuştur.
Şemistan Alizamanlı’nın Kerkük’te verdiği kare, işte bu direncin çağdaş bir yansımasıdır. Sanat, burada bir estetik unsurdan öte; var olmanın, “buradayız” demenin bir biçimine dönüşmüştür.
“Turan Eller Var Olsun”: Bir Temenniden Stratejik Bilince
“Turan eller var olsun,
Tanrı Türk’e yar olsun…”
Bu dizeler, yalnızca bir slogan ya da romantik bir çağrı değildir. Bu sözler; ortak tarih bilincinin, kültürel sürekliliğin ve dayanışma arzusunun şiirsel ifadesidir. Turan düşüncesi, modern dünyada artık sadece coğrafi değil; kültürel, ekonomik ve entelektüel bir birlik fikrini temsil etmektedir.
Bugün Türk dünyası;
- Ortak dil çalışmaları,
- Kültürel değişim programları,
- Sanat ve medya üzerinden kurulan bağlar
sayesinde yeniden birbirini tanımaktadır. Şemistan Alizamanlı gibi sanatçılar ise bu sürecin en güçlü taşıyıcılarıdır. Çünkü sanat, siyasetin ulaşamadığı yerlere sessizce ulaşır.
Sanatın Birleştirici Gücü ve Gelecek Perspektifi
Modern çağda güç yalnızca silahla, ekonomiyle ya da teknolojiyle tanımlanmıyor. Kültürel etki, yumuşak gücün en kalıcı formu hâline gelmiş durumda. Kerkük’te yankılanan bir türkü, bazen uluslararası bir bildiriden çok daha etkilidir.
Şemistan Alizamanlı’nın ziyareti, Türk dünyası için şu mesajı taşımaktadır:
Bağlar kopmamıştır. Hafıza canlıdır. Ve kültür, hâlâ en güçlü savunma hattıdır.
Sonuç: Bir Kare, Bir Hafıza, Bir Gelecek
Kerkük’te çekilen o kare; bir sanatçının duruşunu, bir halkın yalnız olmadığını ve bir dünyanın hâlâ birbirine seslendiğini göstermektedir. Bu karede ne yalnızca bir ziyaret vardır, ne de basit bir mesaj. Orada tarih, kimlik ve gelecek aynı kadrajda buluşmuştur.
“Turan eller var olsun” sözü, geçmişin yankısı değil; geleceğe bırakılan bir nottur.
Ve bu not, sanatın diliyle yazıldığında, sınır tanımaz.
