BM’nin Vicdan Sınavı: Annalena Baerbock’un Reform Çağrısı ve Barışın Geleceği

BM’nin Vicdan Sınavı: Annalena Baerbock’un Reform Çağrısı ve Barışın Geleceği

 

Annalena Baerbock ve Birleşmiş Milletler’in Kırılgan Eşiği: Reform Olmadan Barış Mümkün mü?

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 80. oturumu, yalnızca bir takvim yaprağının değişimi değil; küresel düzenin vicdanıyla yüzleştiği bir eşik oldu. Eylül 2025’te görevi devralan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, bu eşiğin başında duran isim. Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı olan Baerbock, diplomatik tecrübesini çok taraflılığın en zor anına taşıyor: Süregelen savaşlar, aksayan kalkınma hedefleri, artan mali baskılar ve yaklaşan Genel Sekreter seçimi.

Çoklu Krizler Çağında Bir Kurum

Bugünün Birleşmiş Milletleri, kurulduğu dönemin umutlarıyla bugünün gerçekleri arasında sıkışmış durumda. Gazze’den Ukrayna’ya, Sudan’dan Myanmar’a uzanan çatışma hattı; yalnızca silahların değil, uluslararası hukukun da sınandığını gösteriyor. Kalkınma hedefleri geride kalırken, insani yardım bütçeleri daralıyor. Baerbock’un ifadesiyle mesele artık yalnızca “krizleri yönetmek” değil, “krizleri doğuran yapıları onarmak.”

Gazze Vurgusu: İki Devlet, Ortak Güvenlik

New York’taki 80. oturumun ardından Baerbock’un altını çizdiği başlıkların merkezinde Gazze vardı. Uluslararası toplumda iki devletli çözüme yönelik güçlü bir desteğin varlığını vurguladı; İsraillilerin ve Filistinlilerin güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. Bu yaklaşım, güvenliği sıfır toplamlı bir denklem olmaktan çıkarıp, ortak bir barış mimarisi olarak ele alıyor.

Baerbock’a göre, kalıcı barışın dili yalnızca diplomasi değil; aynı zamanda hukuk, insan hakları ve hesap verebilirliktir. Bu nedenle Gazze tartışması, Birleşmiş Milletler reformu çağrısının somut bir örneğine dönüşüyor.

Neden Reform?

Baerbock’un “Bigger Than Five” programında vurguladığı temel fikir nettir: Reform edilmemiş bir Birleşmiş Milletler, savaş suçlarını önlemekte yetersiz kalır. Güvenlik Konseyi’nin yapısal tıkanıklıkları, veto mekanizmasının siyasi hesaplara kurban edilmesi ve kararların sahada etkisiz kalması, uluslararası hukukun caydırıcılığını zayıflatıyor.

Reform çağrısı, yalnızca prosedürel bir güncelleme değildir. Bu çağrı, savaş suçlarının cezasız kalmadığı, sivillerin korunmasının bir temenni değil bağlayıcı bir sorumluluk olduğu yeni bir uluslararası düzen talebidir. Baerbock’un vizyonunda, Birleşmiş Milletler daha hızlı karar alan, daha kapsayıcı ve daha şeffaf bir yapıya kavuşmalıdır.

Geleceğe Bakan Bir Başkanlık

Annalena Baerbock’un bir yıllık başkanlığı, süresi kısa ama etkisi uzun olabilecek bir dönem vadediyor. Önünde, yalnızca dosyalar ve taslak metinler değil; insanlığın ortak vicdanı duruyor. Reform çağrısı, bir idealizm gösterisi değil, yaşanan trajedilerin zorunlu kıldığı bir gerçekçilik.

Bugün Birleşmiş Milletler’in karşı karşıya olduğu soru şudur: Dünya değişirken kurumlar yerinde mi sayacak, yoksa değişimin öncüsü mü olacak? Baerbock’un verdiği yanıt, şiirsel bir sadelikle ama politik bir netlikle yankılanıyor: Reform olmadan barış kalıcı olmaz; adalet olmadan güvenlik inşa edilemez. TRT WORLD 👈

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski