ABD’nin Korkunç Oyunu: Acı Seçiliyor, Vicdan Susturuluyor: Gazze Görmezden Gelinirken Tarih Bir Kalkan Olarak Kullanılıyor”

ABD’nin Korkunç Oyunu: Acı Seçiliyor, Vicdan Susturuluyor: Gazze Görmezden Gelinirken Tarih Bir Kalkan Olarak Kullanılıyor”

 

ABD’nin Korkunç Oyunu: Tarihin Acısı Kalkan, Gazze Sessizliğe Mahkûm

Tarih, kimi zaman bir aynadan çok bir perde gibi kullanılır. Gerçekleri göstermek için değil, bazı hakikatleri görünmez kılmak için… Bugün küresel siyasetin merkezinde tam da bu yaşanıyor. Holocaust’un insanlığın ortak hafızasındaki derin ve tartışılmaz acısı, ahlaki bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp jeopolitik bir kalkana dönüştürülüyor. Gazze ise bu kalkanın ardında, dünyanın gözlerinden sistemli biçimde uzaklaştırılıyor.

Holocaust, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Bu gerçeğin inkârı mümkün olmadığı gibi, hafife alınması da asla kabul edilemez. Ancak asıl tehlike, bu büyük trajedinin seçici bir empatiyi meşrulaştırmak için kullanılmasıdır. Acılar arasında hiyerarşi kurmak, bazı ölümleri kutsal, bazılarını ise “kaçınılmaz” ilan etmek; işte insanlığın asıl çöküşü burada başlar.

ABD’nin küresel söylem mimarisi, uzun süredir bu çarpık denge üzerine inşa ediliyor. Medya, diplomasi ve kültürel üretim araçları; Holocaust’u sürekli ön plana çıkarırken, Gazze’de yaşanan yıkımı tali bir haber, kısa bir alt başlık, hatta çoğu zaman “güvenlik gerekçesi” parantezine sıkıştırıyor. Bombalar düşerken kelimeler seçiliyor, çocuklar ölürken manşetler yumuşatılıyor.

Bu bir unutkanlık değil; bilinçli bir tercihtir. Gazze’nin enkazı, yalnızca binalardan ibaret değildir. Orada yerle bir edilen; uluslararası hukukun itibarı, insan haklarının evrenselliği ve ahlaki tutarlılıktır. Aynı dünyada, aynı anda, bazı çocukların ölümü “trajedi”, bazılarınınki ise “istatistik” olarak sunuluyorsa, burada masum bir dil hatasından değil, planlı bir algı mühendisliğinden söz ederiz.

ABD, kendisini insan haklarının küresel hamisi olarak konumlandırırken, Gazze söz konusu olduğunda derin bir sessizliği tercih ediyor. Bu sessizlik, tarafsızlık değil; fiili bir onaydır. Silah satışlarıyla, veto kararlarıyla ve diplomatik korumayla örülen bu yapı, savaşın sadece sahada değil, zihinlerde de kazanılmak istendiğini gösteriyor.

İnsanlık bugün ağır bir sınavdan geçiyor. Bu sınavın sorusu basit ama yakıcı: Acılar gerçekten evrensel mi, yoksa güç dengelerine göre mi hatırlanıyor? Eğer adalet, yalnızca güçlülerin müttefikleri için işletiliyorsa, ortada bir değerler düzeni değil, bir çıkar sistemi vardır.

Gazze’nin sesi kısılmaya çalışılıyor; çünkü o ses duyulursa, kurulan anlatı çökecek. Enkaz altından çıkan her çocuk, her anne, her çığlık; “medeniyet”, “demokrasi” ve “insan hakları” söylemlerinin içinin ne kadar boşaltıldığını haykırıyor.

Ve yine de tarih susmaz. Bugün perdelenen gerçekler, yarın daha gür bir yankıyla geri döner. İnsanlık kandırılabilir; ama vicdan, er ya da geç uyanır. Gazze, yalnızca bir coğrafya değil; çağımızın ahlak aynasıdır. O aynaya bakmaya cesaret edemeyenler, aslında en çok kendilerinden kaçmaktadır.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski