Sözün Cesareti: Yılmaz Güney’in Dilimize Bıraktığı Ahlak

Sözün Cesareti: Yılmaz Güney’in Dilimize Bıraktığı Ahlak

“Saklamayın dilinizdekileri,
Ne varsa dökün ortaya…”

Bu dizeler, yalnızca bir çağrı değil; bir ahlak manifestosudur. Yılmaz Güney, sözü süslemekten çok sözü sorumlulukla taşımayı öğütleyen nadir isimlerdendir. Onun dünyasında dil, korkunun sığınağı değil; hakikatin evidir. Saklanan her söz, geciktirilen her itiraf, insanın hem kendine hem de topluma karşı işlediği sessiz bir haksızlıktır.

Güney’in çağrısı nettir: Seviyorsan açıkça söyle, çünkü sevgi gizlendiğinde eksilir. Eleştiriyorsan dürüst ol, çünkü öfke bastırıldığında çürür. Onun dizelerinde sevilen de, sövülen de payını almalıdır. Bu, adalet duygusunun sözdeki karşılığıdır. Ne fazlası ne eksiği… Hak edilen neyse, tam olarak o.

Modern çağ, insanları suskunluğa alıştırdı. Sosyal konfor uğruna düşünceler törpülendi, duygular sansürlendi. İnsanlar incitmemek adına yalanı, uyum sağlamak adına sessizliği seçer oldu. Oysa Yılmaz Güney’in işaret ettiği yol daha zorludur ama daha onurludur: Doğruyu söylemek. Bedeli ne olursa olsun.

Bu dizelerdeki en çarpıcı yön, samimiyetin tarafsızlığıdır. Güney, yalnızca sevgi dolu sözleri değil, öfkeyi de saklamamayı önerir. Çünkü bastırılmış öfke, zamanla adaletsizliğe dönüşür. Söylenmeyen söz, çözülmeyen bir düğüm gibidir; içten içe sıkılaşır, sonunda boğar.

Yılmaz Güney’in sanatı da hayatı da bu ilkenin izlerini taşır. O, sözüyle yaşamış, bedelini ödemiş bir figürdür. Bu nedenle dizeleri romantik değil; gerçektir. Şiirsel ama serttir. Çünkü hakikat çoğu zaman serttir.

Bugün bu dizelere yeniden bakmak, yalnızca bir şairi anmak değil; kendimizi sorgulamaktır. Ne kadarını saklıyoruz? Ne kadarını cesaretle söylüyoruz? Sevdiğimiz gerçekten payını alıyor mu, yoksa sustuğumuz için eksik mi kalıyor? Karşı çıktığımız şeyleri açıkça dile getiriyor muyuz, yoksa sessizlikle mi besliyoruz?

Yılmaz Güney’in çağrısı zamansızdır. Diline sahip çıkan, sözünü saklamayan bireyler olmadan adil bir toplum kurulamaz. Çünkü toplumlar, söylenenlerle değil; söylenmeyenlerle çürür.

Ve belki de en güçlü mesaj şudur:
Sözünüzden korkmayın.
Çünkü saklanan her söz, bir gün sahibini yakalar.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski