Trump “Grönland’ı Alayım” Derken Elindeki California’dan Olur mu?

Trump “Grönland’ı Alayım” Derken Elindeki California’dan Olur mu?

 Trump “Grönland’ı Alayım” Derken Elindeki California’dan Olur mu?

Tarih, çoğu zaman imparatorlukların haritalar üzerinden değil, zihinler üzerinden çöktüğünü yazar. Donald Trump’ın Grönland çıkışı da tam olarak böyle bir kırılma anını simgeliyordu. Buzulların ardında stratejik bir rüya ararken, Pasifik kıyısında elden kayabilecek bir gerçeği görememek… Asıl soru şudur: Dışarıyı genişletme hayali, içeride çözülmeyi hızlandırır mı?

Grönland Hayali: Jeopolitik Bir Satranç Hamlesi

Trump’ın Grönland’ı satın alma fikri, ilk bakışta alışılmışın dışında, hatta provokatifti. Ancak buzların altındaki nadir madenler, Arktik ticaret yolları ve Çin-Rusya rekabeti düşünüldüğünde bu hamle, klasik Amerikan jeopolitiğinin sert bir yansımasıydı. Sorun fikirde değil, zamanlamadaydı. Çünkü Amerika’nın asıl fay hattı binlerce kilometre ötede değil, kendi sınırları içindeydi.

California: Bir Eyaletten Fazlası

California, yalnızca bir eyalet değildir.
Dünyanın en büyük beşinci ekonomisiyle yarışan bir güç, Silikon Vadisi ile küresel teknolojinin kalbi, Hollywood ile kültürel hegemonya merkezidir. Aynı zamanda çevreci politikaları, göçmen dostu yaklaşımı ve federal yönetime mesafeli duruşuyla Washington’dan giderek kopan bir kimliktir.

Trump döneminde bu kopuş derinleşti.
İklim anlaşmalarından çekilme, göçmen politikaları, pandemi yönetimi ve sert dil… Tüm bunlar California ile Beyaz Saray arasındaki bağı hukuki değilse bile zihinsel olarak zayıflattı.

İmparatorluklar Dışarıdan Değil, İçeriden Çözülür

Trump’ın “önce Amerika” söylemi, paradoksal biçimde Amerika’nın kendi içindeki çok katmanlı yapıyı görmezden geldi. Federal sistem, ancak ortak bir gelecek duygusuyla ayakta kalır. California gibi eyaletler kendilerini dışlanmış, cezalandırılmış ya da yok sayılmış hissettiğinde, ayrılık söylemleri marjinal olmaktan çıkıp entelektüel bir tartışmaya dönüşür.

Bugün California’nın kopuşu hukuken mümkün görünmeyebilir. Ancak mesele bayrak indirmek değil; sadakatin sessizce çekilmesidir. Ekonomik, teknolojik ve kültürel olarak “kendi yoluna gitme” refleksi, modern çağın yeni ayrılık biçimidir.

Grönland mı, California mı?

Trump Grönland’ı isterken aslında şunu gözden kaçırdı:
Toprak genişletmek, bir devleti büyütmez; uyumu kaybetmek küçültür.

Bir ülke, buzullar kazanabilir ama ruhunu kaybederse, harita anlamsızlaşır. California’nın Washington’dan zihinsel kopuşu, Amerika için Grönland’dan çok daha stratejik bir kayıp olurdu. Çünkü Grönland bir jeopolitik kazanç olabilir; California ise zaten elde olan bir medeniyet merkezidir.

Sonuç: Güç, Eldekini Korumakla Başlar

Trump’ın Grönland çıkışı tarihe bir anekdot olarak geçebilir. Ancak asıl ders şudur:
Küresel liderlik, yeni topraklar istemekle değil, mevcut birlikteliği sürdürebilmekle ölçülür.

Aksi halde insan şu soruyu sormadan edemez:
Dışarıyı satın almaya çalışırken, içeridekini kaybetmek… Bu, bir liderlik vizyonu mu, yoksa stratejik bir körlük mü?

Zaman, bu sorunun cevabını çoktan yazmaya başladı bile.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski