İnsan… Dünya sahnesine yalnız bir beden olarak gelir; fakat kaderi hiçbir zaman yalnız yazılmaz.

İnsan… Dünya sahnesine yalnız bir beden olarak gelir; fakat kaderi hiçbir zaman yalnız yazılmaz.

 

İnsan…
Dünya sahnesine yalnız bir beden olarak gelir; fakat kaderi hiçbir zaman yalnız yazılmaz.
Soru şudur: İnsan yalnızca kendinden mi sorumludur, yoksa varlığı etrafına yayılan bir dalga gibi başkalarının kaderine de dokunur mu?

Bu soruya hem ahlak felsefesi hem de insanlık tecrübesi ortak bir cevap verir:
İnsan hem kendinden sorumludur hem de etkilediği dünyadan.

Kendinden Sorumluluk

Her şey insanın iç dünyasında başlar.
Düşünceler, niyetler, kararlar… Bunlar insanın kendi iradesinin alanıdır. İnsan önce kendi vicdanının bekçisidir.

Felsefede bu durum bireysel sorumluluk olarak tanımlanır. İnsan yaptığı seçimlerin sonuçlarını taşır. Çünkü irade verilmişse, hesap da vardır.

Kur'an’da bu gerçek şu ilke ile ifade edilir:
“Hiç kimse başkasının yükünü taşımaz.”

Bu söz, insanın kendi eylemlerinden kaçamayacağını anlatır. İnsan önce kendisinin mimarıdır.

Başkalarına Karşı Sorumluluk

Ancak insan bir adada yaşamaz.
Her söz, her davranış bir başka kalbe dokunur. Bir bakış umut olabilir, bir cümle bir hayatı kırabilir.

Toplum dediğimiz şey aslında birbirine değen sorumlulukların ağıdır.

Bir baba çocuğundan sorumludur.
Bir yönetici halkından sorumludur.
Bir öğretmen öğrencisinden sorumludur.
Bir insan ise insanlıktan sorumludur.

Çünkü iyilik de kötülük de bulaşıcıdır.
Bir iyilik dalga dalga büyür; bir kötülük ise karanlık gibi yayılır.

Ahlaki Ufuk

İnsan yalnızca kendisini düşünürse küçülür.
Başkalarını düşünmeye başladığında ise büyür.

Gerçek olgunluk, şu üç sorumluluğu birlikte taşımaktır:

  • Kendine karşı sorumluluk (vicdanını korumak)
  • Diğer insanlara karşı sorumluluk (adalet ve merhamet)
  • Dünyaya karşı sorumluluk (emaneti korumak)

Bu yüzden insanın varlığı bir daire gibidir.
Merkezinde “ben” vardır; fakat o daire genişledikçe aileyi, toplumu, insanlığı ve hatta bütün hayatı içine alır.

Son Söz

İnsan sadece kendinden sorumlu değildir.
İnsan dokunduğu kaderlerden de sorumludur.

Çünkü insan bazen bir kapıyı kapatır ve bir hayat karanlığa düşer.
Bazen de küçük bir ışık yakar ve bir dünya aydınlanır.

Ve belki de insan olmanın özü şudur:

Kendi ruhunu kurtarırken başkalarının kalbini de incitmemek.

Sorumluluğun Ufku

İnsan yalnız mı yürür bu dünyanın yollarında,
Yoksa her adımı bir başka kalbe mi değer?
Bir nefes alır, göğe karışır sessizce,
Bir söz söyler, yıllarca yankı olur kader.

Kendi vicdanında başlar her hesap,
Kalbin terazisinde tartılır niyetler.
Bir düşünce doğar, bir karar büyür,
Ve insan kendi gölgesini bile geçer.

Ama insan yalnız değildir aslında,
Bir ırmak gibi akar başkalarının içinden.
Bir bakışı umut olur bir yetime,
Bir cümlesi fırtına koparır bir yürekten.

Bir baba bir dünyanın yükünü taşır omzunda,
Bir öğretmen bir geleceği yazar sessizce.
Bir liderin sözü rüzgâr olur ufuklarda,
Bir insanın merhameti göğe yükselir gizlice.

İyilik de yayılır, karanlık da…
Tıpkı ateş gibi, tıpkı ışık gibi.
Bir kalpte doğan küçük bir iyilik
Bir gün bütün insanlığa değebilir belki.

İnsan sadece kendinden sorumlu değildir,
Çünkü kalbi sınır tanımaz hiçbir zaman.
Bir hayat başka hayatlara dokunur,
Ve kaderler birbirine bağlanır ansızın.

Belki insan olmanın sırrı da budur:
Kendi ruhunu korurken dünyayı incitmemek.
Bir mum yakmak karanlık bir gecede
Ve sessizce bir umudu büyütmek.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski