Türkiye'nin 6 Şubat depremlerinden üç yıl sonraki devasa yeniden yapılanması

Türkiye'nin 6 Şubat depremlerinden üç yıl sonraki devasa yeniden yapılanması



Küllerinden Doğan Şehirler: Güney Türkiye’de Yeniden İnşa Edilen Hayat

Güney Türkiye’yi derinden sarsan ve coğrafyanın olduğu kadar hafızaların da şeklini değiştiren depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Bugün bölgeye bakıldığında, görülen manzara yalnızca onarılan binalar ya da yenilenen yollar değil; sabrın, direncin ve kolektif iradenin sessiz ama güçlü bir ifadesidir. Yeniden ayağa kalkan bu topraklarda iyileşme artık bir “tamir” süreci olmaktan çıkmış, çok daha derin bir “yenilenme” hikâyesine dönüşmüştür.

Depremin merkez üssü Kahramanmaraş, bu dönüşümün en çarpıcı sembollerinden biri olarak öne çıkıyor. Bir zamanlar enkazın gölgesinde kalan sokaklar, bugün planlı yerleşim alanları, güçlendirilmiş yapılar ve sosyal yaşamı önceleyen yeni şehir tasarımlarıyla yeniden şekilleniyor. Betonun arasına umut serpiştirilmiş gibi; parklar, okullar ve kültür merkezleri yalnızca fiziksel boşlukları değil, toplumsal yaraları da onarmayı amaçlıyor.

Bölgedeki yeniden inşa süreci, geçmişin acılarını silmeye değil, onlardan öğrenerek daha dayanıklı bir gelecek kurmaya odaklanıyor. Depreme dayanıklı mimari, yerel ihtiyaçları gözeten şehircilik anlayışı ve sürdürülebilir altyapı yatırımları, bu yeni dönemin temel taşlarını oluşturuyor. Şehir merkezleri yeniden canlanırken, ekonomik hayat da yavaş ama kararlı adımlarla geri dönüyor. Küçük esnaf kepenk açıyor, pazar yerlerinde yeniden sesler yükseliyor, çocukların kahkahası sessizliğin yerini alıyor.

Ancak bu ilerleyiş yalnızca fiziksel dönüşümle sınırlı değil. Asıl değişim, insanların hayata tutunma biçiminde saklı. Kaybın ardından yeniden kök salmak, güven duygusunu tekrar inşa etmek ve “yarın” fikrine yeniden inanmak kolay olmadı. Buna rağmen bölge halkı, dayanışmayı bir refleks hâline getirerek ortak bir geleceği adım adım kuruyor. Psikososyal destek programları, eğitim projeleri ve toplumsal dayanışma ağları, bu iyileşmenin görünmeyen ama en hayati unsurları arasında yer alıyor.

Üç yıl sonra Güney Türkiye’de açılan bu yeni sayfa, felaketlerin yalnızca yıkmakla kalmadığını; doğru irade, bilimsel akıl ve insani duyarlılıkla ele alındığında dönüştürücü bir güce de sahip olabileceğini gösteriyor. Kahramanmaraş’tan yükselen bu yeniden doğuş hikâyesi, bir bölgenin değil, bir ülkenin hafızasına kazınan güçlü bir ders niteliği taşıyor: Hayat, en ağır sınavlardan sonra bile, yeniden ve daha bilinçli bir biçimde filizlenebilir.

Yorum Gönder