Türkiye’nin Sosyal Kooperatif Yolculuğu: Dayanışmanın Yeni Ekonomisi
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın “Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır” sözleri, toplumun vicdani damarına dokunan bir çağrıdır. Bu çağrı; ekonomik kazancın tek başına refah getirmediği, toplumsal dayanışma olmadan kalkınmanın eksik kaldığı bir dönemde yükseliyor. Sosyal kooperatifler, yalnızca bir üretim modeli değil; insan onurunu, toplumsal katılımı ve eşitliği odağa alan modern bir dayanışma mimarisidir.
Dayanışmanın Ekonomiye Dönüştüğü Yer
Sosyal kooperatifler, kâr odaklı klasik işletmelerden farklı olarak, toplumun kırılgan kesimlerine ekonomik hayata katılma hakkı tanır. Kadınlar için iş fırsatı, çocuklar için umut; yaşlılar ve engelli bireyler için görünürlük ve üretkenlik sağlar. Ekonomik değeri, üyelerinin hayatına dokunan bir iyileşme duygusuyla birlikte büyür.
Bu modelin kalbinde şu amaç yatar:
- Toplumsal katılımı artırmak
- Eşitsizlikleri azaltmak
- Sosyal dışlanmayı kırmak
- Yerelde sürdürülebilir kalkınma yaratmak
Her kooperatif, sadece bir işletme değil; kendi mahallesinin sesi, kendi insanının nefesi olur.
Kadının Gücü, Ailenin Gücü
Türkiye’de özellikle kadınların iş gücüne tam katılımının önündeki engeller, sosyal kooperatif modelinin en temel motivasyonlarından biridir. Birçok kadın:
- Emeği görünmez kılındığı için,
- Aile içi yükler nedeniyle kariyer fırsatlarını kaçırdığı için,
- Sosyal güvenceye erişemediği için
ekonomik sistem dışında kalmaktadır. Bu model, onların emeğini değere dönüştüren bir köprü niteliğinde. Kadın emeğinin üretime dönmesi, yalnız bireyin değil, ailenin refahını büyüten bir halkadır.
Çocuklar, Yaşlılar ve Engelli Bireyler İçin Güçlü Bir Kalkan
Sosyal kooperatifler, dezavantajlı grupların hayatına pasif bir yardım değil, aktif bir katılım sunar.
- Engelli bireyler için istihdam ve sosyal uyum
- Yaşlılar için üretken yaşam fırsatları ve yeni bağlar
- Çocuklar için korunma ve gelişim projeleri
Bu çerçevede sosyal kooperatifler, devlet politikalarını tamamlayan, vatandaşı merkeze alan bir sosyal koruma ekosistemi oluşturur.
Yerelden Küresele: Türkiye’nin Güçlü Potansiyeli
Türkiye’nin kültürel kodlarında dayanışma, yardımlaşma ve imece ruhu asırlardır yaşamaktadır. Sosyal kooperatif modeli ise bu ruhun 21. yüzyılın ekonomik gerçeklikleriyle birleşmiş halidir.
Her şehirde, her ilçede, her köyde:
- Yeni girişim alanları doğabilir,
- Sosyal girişimci gençler yetişebilir,
- Çevre dostu üretim kültürü kök salabilir.
Bu model, hem ekonomik hem sosyal kalkınmanın yerel bilgiyle beslendiği, insanı merkeze alan bir gelecek vadeder.
Geleceğin Ekonomisi Birlikte İnşa Edilecek
Bakan Göktaş’ın işaret ettiği vizyon, şu mesajı taşır:
“Refah, ancak birlikte olduğumuzda gerçek bir anlam kazanır.”
Sosyal kooperatifler, Türkiye’nin toplumsal direncini güçlendiren bir ekonomik hamledir. Güvenin, dayanışmanın ve katılımın egemen olduğu; kimsenin geride bırakılmadığı bir toplumsal düzenin adımlarıdır.
Gelecek, yalnızca teknolojiyle değil; insanı yücelten yeniliklerle kurulacaktır. Bu yolda sosyal kooperatifler, ülkemizin umut ışığını daha da parlak kılacak güçlü bir modeldir.
İşte bu yüzden Türkiye hazırdır…
Emeğini paylaşan insanlarla, dayanışmanın çoğalttığı değerlerle, geleceğe kararlı bir adım atmak için…
