ABD ve İsrail’in İran Hayalleri Suya Düştü: Sokaklar İktidarın Sesiyle Doldu

ABD ve İsrail’in İran Hayalleri Suya Düştü: Sokaklar İktidarın Sesiyle Doldu

 

ABD ve İsrail’in İran Hayalleri Suya Düştü: Sokaklar İktidarın Sesiyle Doldu

Jeopolitiğin sert rüzgârları Orta Doğu semalarında yeniden eserken, beklenen senaryo bu kez sahneye konulamadı. Washington ve Tel Aviv’in Tahran merkezli hesapları, beklenmedik bir toplumsal dalgayla karşılaştı. İran’da hükümeti destekleyen kitleler, meydanları birer miting alanına çevirerek yalnızca siyasi bir duruş değil, aynı zamanda kolektif bir irade sergiledi. Sokaklar, strateji masalarının soğuk satırlarını aşan bir gerçeği haykırdı.

Bu tablo, dış baskıların iç dengeleri sarsacağı varsayımının ne denli kırılgan olduğunu gösterdi. Uzun süredir uygulanan yaptırımlar, diplomatik tehditler ve örtük mesajlar; beklenen çözülmeyi doğurmadı. Aksine, dış müdahale algısı, iç konsolidasyonu güçlendiren bir katalizöre dönüştü. Meydanlarda yükselen ses, yalnızca iktidara destek değil; ulusal egemenlik vurgusuydu. İran toplumu, dışarıdan yazılan senaryolara karşı kendi metnini kaleme aldı.

ABD ve İsrail açısından bu tablo, bölgesel denklemlerin tek yönlü işlemediğini bir kez daha hatırlattı. Güç projeksiyonu, yalnızca askeri ve ekonomik araçlarla değil; toplumların tarihsel hafızası, kimlik duygusu ve direnç kapasitesiyle sınanıyor. İran örneğinde görüldüğü üzere, dış baskı arttıkça iç saflar sıklaşabiliyor. Bu durum, “maksimum baskı” stratejisinin sürdürülebilirliğini sorgulatan bir eşik oluşturuyor.

Öte yandan, meydanların dili sessiz bir diplomasi de barındırıyor. Kalabalıklar, yalnızca bugüne değil yarına dair bir mesaj taşıyor: Bölgesel siyaset, artık salt devletler arası değil; toplumların katılımıyla şekilleniyor. Bu gerçek, Orta Doğu’da güç dengelerini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Zira sokak, bazen masadan daha belirleyici olabiliyor.

Sonuç olarak, ABD ve İsrail’in İran’a dair beklentileri, sahadaki sosyolojik gerçeklikle çarpıştı. Bu çarpışma, kısa vadeli planların ötesinde, uzun soluklu bir ders niteliği taşıyor. Gücün dili değişiyor; meydanlar, çağın yeni stratejik metinleri hâline geliyor. Ve bu metinler, çoğu zaman dışarıdan okunandan çok daha derin, çok daha dirençli bir anlam taşıyor.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski